MENÜ
Kategoriler
Gündem

Gastronomi, Motokros Ve Populerlik Parentezinde Kaybolan Sehir: Afyonkarahisar Kimligini Mi Yitiriyor ?

2026-10-29 11:29:00
Afyonkarahisar Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı Muharrem Günay, bir basın açıklamasında bulunarak,Afyonkarahisar kimliğini mi yitiriyor diyerek şu ifadelere yer verdi
Gastronomi, Motokros Ve Populerlik Parentezinde Kaybolan Sehir: Afyonkarahisar Kimligini Mi Yitiriyor *

"​Cumhuriyet Bayramı’nı coşkuyla idrak ettiğimiz şu günlerde, dönüp memleketimizin sokaklarına, kurumlarımızın vizyonuna ve gençlerimizin gözlerine baktığımızda son derece buruk bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Coşku var ama derinlik yok; kalabalık var ama ruh eksik. Milli mücadelenin ve Cumhuriyet’in kilit taşı olan Afyonkarahisar, ne yazık ki kendi öz kimliğini unutmuş, manevi ve kültürel mirasından kopuk bir popüler kültür sergisine mahkûm ediliyor.

​Şehirde bugün "kültür ve sanat" adına yapılan işlere bakıldığında, tablonun ne kadar dar bir paranteze sıkıştırıldığı açıkça görülüyor:

​Yılda bir düzenlenen Gastronomi Fuarı,

​Motokros yarışmaları ve etrafında şekillenen pop konserleri,

​Arada bir "dostlar alışverişte görsün" kabilinden açılan rutin resim ve benzeri sergiler...

​Görünen manzara acı bir özettir: Bir elinde sarma, bir elinde dolma; sahnede Ayna grubu veya popüler isimler... Sormak gerekmez mi: Kültür ve sanat vizyonumuz motokros gürültüsünden, yemek tadım stantlarından ve birkaç sergi salonundan mı ibarettir? Gençlerimizi bu sığlıkla mı yarınlara hazırlayacağız? Şehitler toprağı bu aziz memleketi, yarın vatan savunmasına çağıracağımız evlatlarımıza bu yüzeysel organizasyonlarla mı anlatacağız?

​Gastronomi ve spor elbette bir şehrin renkleridir, tanıtım unsurlarıdır. Fakat kültür-sanat hayatını sadece motokros motorlarının sesine, yemek tabağına ve magazinel gösterilere hapsetmek; bu toprağın derin medeniyet mirasına haksızlıktır. Yaprak sarmasıyla, süzme güveçle vitrin süsleyip motor şovlarıyla ve şarkılarla avunarak ne Çanakkale ruhu yaşatılabilir ne de Kocatepe’nin manası kavranabilir.

​Bugün asıl vebal; mülki idarecilerin, valinin, milli eğitim ve kültür müdürlerinin, il müftüsünün ve siyasetçilerin olduğu kadar; bu şehrin aklı olması gereken üniversitenin ve vicdanı olması gereken sivil toplum kuruluşlarının (STK) da omuzlarındadır. Üniversite bu şehrin tarihine ve manevi şahsiyetlerine ne kadar ışık tutuyor? STK’lar manevi değerleri korumak yerine neden protokolle fotoğraf çektirme yarışına girip bu kültürel sığlaşmaya seyirci kalıyor?

​Hepsine açıkça soruyoruz; Afyonkarahisar’ın sokaklarında büyüyen bir genç;

​17 Eylül 1176’da bu topraklarda kazanılan ve Anadolu’nun tapusunu tescilleyen Miryokefalon Zaferi’nden habersizse,

​Millî Mücadele’de ilk kurşunu atan Ali Çetinkaya’yı, kurduğu Çelik Alaylar ile düşmana kök söktüren Hoca Şükrü’yü tanımıyorsa,

​Şehre mührünü vuran tarihi kadın şahsiyetlerimiz, Kadınanalar: Melek Peyker, Naime Gevher ve Asiye Sultan’ı bilmiyorsa,

​Anadolu Mevleviliği’nin ulu çınarı Sultan Divani’yi, Sandıklı’da ikamet eden gönül mimarlarımız Yunus Emre ve Taptuk Emre’yi duymamışsa,

​Abdurrahim Mısri, Karaca Ahmet, Hayran Veli, Seyyit Hasan Basri, Yargeldi Sultan, Abapûşi Bâli ve Devrana Sultan gibi saymakla bitmez manevi önderlerimizden habersiz büyüyorsa,

​Hadis ilminin abide ismi Kamil Miras’ı, imar ustası Gedik Ahmet Paşa’yı, hat sanatının cihanşümul ustası Ahmet Karahisari’yi öğrenememişse,

​Milli şairimiz Osman Atilla’nın dizelerini, Ali Türk Keskin’in ve Aşık Zülali’nin sesini hiç duymamışsa... Biz hangi kültür ve sanat başarısından bahsediyoruz?

​Afyonkarahisar’ı idare etmek ve bu şehirde kanaat önderi olmak; festival düzenlemekten, motokros yarışı organize etmekten ya da rutin tören icra etmekten çok daha büyük bir sorumluluktur. Gerçek idarecilik, akademisyenlik ve sivil toplum temsilciliği; bu toprağın yetiştirdiği dev şahsiyetlerin fikrini, ahlakını ve mücadelesini okullara, kampuslara, derneklere ve gençlerin zihnine nakşetmektir.

​Cumhuriyet, geçmişi unutturarak değil; o geçmişin üstüne ahlaklı, şuur sahibi ve köklerine bağlı nesiller koyarak yaşatılır. Afyonkarahisar’ın mülki amirleri, akademisi ve tüm sivil toplum dinamikleri bir an önce bu yüzeysel kabuğu kırmalı, şehri motokros ve gastronomi parantezinden çıkarıp asıl hazinesi olan manevi ve kültürel mirasına amasız fakatsız sahip çıkmalıdır. Aksi takdirde, elimizde sarmayla avunurken hafızamızda ve geleceğimizde telafisi imkânsız bir boşluk kalacaktır.  Kaynak: Afyon Time

Etiketler:
Etiket yok
İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!