Vatandaşın İsyanı “Mazot 102 lira olmuş, bu ülkede üretim nasıl yapılacak?”
Akaryakıtın fiyatı arttıkça iğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Bu gidişat nereye varacak?” diyerek ekonomik tabloya tepki gösterdi.
Türkiye'de ve dünyada otomobil artık bir lüks olmaktan çıkarak günlük yaşamın vazgeçilmez ihtiyaçlarından biri ve önemli bir ulaşım aracı haline geldi. İşe gitmekten ticarete, tarımsal üretimden günlük ihtiyaçların karşılanmasına kadar hayatın hemen her alanında kullanılan araçlar, vatandaşın yaşamının önemli bir parçası oldu. Ancak akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışlar, otomobil kullanmayı her geçen gün daha da zorlaştırıyor.
Akaryakıta gelen zamların yalnızca araç sahiplerini değil, çiftçiden esnafa, üreticiden dar gelirliye kadar toplumun bütün kesimlerini etkilediğini belirten bir vatandaş, yaşanan ekonomik sıkıntılara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Hükümetin ve ekonomiyi yönetenlerin otomobili hâlâ bir lüks olarak gördüğünü düşündüğünü ifade eden vatandaş, akaryakıt fiyatlarındaki artışlara tepki göstererek, “Gabar'da petrol bulduk deniliyor, başka bir yerde doğalgaz keşfedildiği açıklanıyor. Ancak vatandaşın cebine yansıyan sonuç ne yazık ki yine zam oluyor. Petrol buluyoruz, gaz buluyoruz ama akaryakıt fiyatları düşeceğine yükseliyor. Peki, bu keşiflerin vatandaşın hayatına ne faydası var? Madem ülkemizde enerji kaynakları bulunuyor, bunun karşılığını neden vatandaş daha ucuz yakıt olarak göremiyor?” ifadelerini kullandı.
“Bir litre mazot 102,47 lira olmuş, el insaf!”
Akaryakıt fiyatlarının geldiği noktaya dikkat çeken vatandaş, bir litre mazotun 102,47 lira seviyesine ulaşmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, bu fiyatların yalnızca araç sahiplerini değil, bütün ekonomiyi doğrudan etkilediğini söyledi.
Vatandaş, “Bir litre mazotun fiyatı 102,47 liraya ulaşmış. El insaf! Bu kadar da olmaz. Akaryakıta zam demek, hayat pahalılığı demektir. İğneden ipliğe her şeye zam gelmesi demektir. Çünkü akaryakıtın fiyatı yükseldiğinde yalnızca aracına yakıt alan insanın cebinden daha fazla para çıkmıyor. Üretilen her ürünün, taşınan her malın, market rafına gelen her gıdanın maliyeti artıyor. Nakliye ücretleri yükseliyor, üretim maliyetleri artıyor, bunun faturası da dönüp dolaşıp vatandaşa kesiliyor” dedi.
Temel gıda ürünlerinin kendiliğinden sofralara gelmediğini, her ürünün arkasında büyük bir emek ve maliyet bulunduğunu vurgulayan vatandaş, akaryakıt fiyatlarındaki artışların zincirleme biçimde bütün piyasayı etkilediğini ifade etti.
“Çiftçi tarlasını hangi mazotla sürecek?”
Akaryakıt zamlarının en ağır yüklerinden birini çiftçilerin taşıdığını dile getiren vatandaş, tarımsal üretimin temel girdilerinden biri olan mazotun bu fiyatlarla alınmasının üreticiyi çıkmaza sürüklediğini belirtti.
Vatandaş, “Çiftçi tarlasını sürecek, traktörünü çalıştıracak, ekim yapacak, hasat yapacak. Bunların hepsi mazotla oluyor. Çiftçi mazotu 102,47 liradan alıyorsa bu adam nasıl üretim yapacak? Tarlaya atılan tohumun, kullanılan gübrenin, sulamanın, hasadın ve ürünün taşınmasının ayrı ayrı maliyeti var. Çiftçi daha ürününü tarladan kaldırmadan borçlanıyor. Üreticinin sırtındaki yük her geçen gün ağırlaşıyor. Madem ülkemizde üretimin devam etmesi isteniyor, o zaman üretim yapan çiftçiye mazot uygun fiyatla verilmelidir” diye konuştu.
Özellikle yat sahiplerine sağlanan yakıt avantajları ile üretim yapan çiftçilerin karşı karşıya kaldığı maliyetleri kıyaslayan vatandaş, “Ülkede yatı olanlara mazot neredeyse bedavaya verilirken, tarlasını ekip biçerek ülkenin gıda ihtiyacını karşılayan çiftçi mazotu dünyanın parasına almak zorunda kalıyor. Bu nasıl bir anlayış? Üreten, toprağını işleyen, alın teri döken çiftçiye neden daha uygun fiyattan mazot verilmiyor? Çiftçinin desteklenmesi gerekirken maliyetler altında ezilmesine seyirci kalınıyor” ifadelerini kullandı.
“Dünyanın en pahalı yakıtını kullanıyoruz!”
Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarını başka ülkelerdeki fiyatlarla karşılaştıran vatandaş, özellikle İran örneğini vererek aradaki farkın düşündürücü olduğunu söyledi.
Vatandaş, “Biz ülke olarak dünyanın en pahalı enerjisini ve yakıtını kullanan ülkeler arasındayız. Şoför esnafının, çiftçinin, üreticinin belini büken bu fiyatlar artık akıl alacak gibi değil. İran'da vatandaş bizim 20 Türk liramızla 35 litre mazot alabildiğini söylüyor. Biz ise 102,47 liraya bir litre mazot almak zorunda kalıyoruz. Bu nasıl bir adalet? İran'daki mazotun içine başka bir şey mi katılıyor da bizdeki bu kadar pahalı? Türkiye'deki mazotun içine altın tozu mu karıştırılıyor? Allah aşkına, bu fiyatların izahı nedir?” diyerek tepkisini dile getirdi.
Akaryakıt fiyatlarının son bir yıl içerisinde 48-49 lira seviyelerinden 102,47 liraya yükseldiğini ifade eden vatandaş, bu artışın esnafı, çiftçiyi ve üreticiyi ekonomik açıdan son derece zor bir noktaya getirdiğini kaydetti.
“Esnaf üç kuruş vergi borcunu ödeyemiyor, üzerine faiz bindiriliyor”
Ekonomik sıkıntıların yalnızca akaryakıt fiyatlarıyla sınırlı olmadığını belirten vatandaş, küçük esnafın vergi yükü ve borçlar nedeniyle de zor durumda kaldığını söyledi.
Esnafın kazancının büyük bölümünün giderlere, vergilere ve borçlara gittiğini dile getiren vatandaş, küçük miktardaki vergi borçlarına uygulanan faizlerin de işletmelerin yükünü artırdığını ifade ederek şöyle konuştu:
“Esnafın zaten ayakta duracak gücü kalmamış. Adam üç kuruşluk vergi borcunu ödeyemiyor. Ödeyemediği borcun üzerine bir de faiz bindiriliyor. Yahu zaten adamın parası olsa o üç kuruş borcunu ödeyecek. Parası olmadığı için ödeyemiyor. Bir de üzerine faiz uygulayarak borcunu daha da büyütmenin hangi akla, hangi mantığa sığdığını anlamak mümkün değil. Esnafın elinden tutmak, onu yaşatmak gerekirken borcun üzerine yeni borç ekleniyor. Bu şekilde küçük işletmeler nasıl ayakta kalacak?”
“Aynı ülkede bazı işletmeler basit usulde, bazı küçük esnaf defter yükü altında!”
Vergilendirme sistemindeki uygulamaların da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunan vatandaş, farklı iş kollarındaki işletmelerin vergi uygulamaları karşısında yaşadığı eşitsizliklere dikkat çekti.
Vatandaş, “Bir tarafta köftecilik yapan, aylık ciddi miktarda para kazanan ve basit usulde vergilendirilen işletmeler var. Diğer tarafta aylık 30 bin lira fatura kesen, yaptığı her işin faturasını düzenleyen küçük bir esnaf var. Bu küçük esnafı deftere tabi tutuyorlar, muhasebe gideri, vergi ve diğer yükümlülüklerle karşı karşıya bırakıyorlar. Burada bir adaletsizlik yok mu? Kazancına, iş hacmine ve gerçek durumuna göre adil bir vergilendirme yapılması gerekmez mi? Küçük esnafın üzerine bu kadar yük bindirilirken büyük kazanç elde eden işletmelerle ilgili uygulamaların da sorgulanması gerekiyor” dedi.
“Asgari ücretli yetişemiyor, emeklinin durumu zaten ortada!”
Ekonomik tablonun toplumun bütün kesimlerini etkilediğini belirten vatandaş, asgari ücretlilerin geçim sıkıntısı yaşadığını, emeklilerin ise mevcut ekonomik koşullar karşısında büyük zorluklarla mücadele ettiğini ifade etti.
Vatandaş, “Bugün asgari ücretli aldığı maaşla ay sonunu getirmekte zorlanıyor. Kiralar, faturalar, mutfak masrafları, ulaşım giderleri derken maaş daha ele geçmeden bitiyor. Emeklinin durumu zaten ortada. Yıllarca çalışmış, bu ülkeye hizmet etmiş insanlar bugün temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Esnaf bitik, çiftçi bitik, üretici bitik, asgari ücretli yetişemiyor, emekli ise geçim mücadelesi veriyor. Peki, bu insanların hâlini kim görecek?” sözleriyle yaşanan sıkıntıları dile getirdi.
“Bu ülke birilerinin keyfine ve isteğine göre mi yönetiliyor?”
Ekonomik politikaların ve vatandaşın sırtına yüklenen maliyetlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunan vatandaş, toplumun artık dayanacak gücünün kalmadığını belirterek tepkisini şu sözlerle sürdürdü:
“Akaryakıta sürekli zam geliyor, her zam bütün ürünlere yansıyor. Esnaf borcunu ödeyemiyor, çiftçi üretim yapamaz hâle geliyor, vatandaş temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Birileri hâlâ vatandaşın sırtından geçinmeye devam ediyor. Bu ülke birilerinin keyfine ve isteğine göre mi yönetiliyor? Yoksa bu ülkenin gerçek sahibi olan vatandaşın, esnafın, çiftçinin, emeklinin ve çalışanların da bir söz hakkı var mı?
Artık vatandaşın bıçak kemiğine dayanmış durumda. Esnafın kazanacak hâli kalmadı, üreticinin üretecek gücü kalmadı. Milletin sırtına yüklenen yük her geçen gün artıyor. Ne sömürülecek kan kaldı ne de ilik! İnsanlar çalışıyor, çabalıyor ama karşılığını alamıyor. Bir tarafta hayat pahalılığı, diğer tarafta bitmek bilmeyen vergiler, faizler ve zamlar var.
Bizim istediğimiz çok büyük şeyler değil. Üreten çiftçinin desteklenmesini, küçük esnafın korunmasını, çalışanların insanca yaşayabilecek ücret almasını, emeklinin rahat bir nefes almasını istiyoruz. Akaryakıt fiyatlarının makul seviyelere çekilmesini, vergide adaletin sağlanmasını istiyoruz. Çünkü akaryakıt yalnızca otomobil kullananın meselesi değildir. Akaryakıtın fiyatı bütün ülkenin meselesidir. Mazot pahalıysa üretim pahalıdır, nakliye pahalıdır, gıda pahalıdır, hayat pahalıdır.
Artık bu gidişata bir dur denilmesi gerekiyor. Bu ülkenin çiftçisi de esnafı da işçisi de emeklisi de nefes almak istiyor. Vatandaşın sesini duyan, yaşanan sıkıntılara çözüm üreten bir ekonomi anlayışına ihtiyaç var. Yazıktır, günahtır. İnsanların emeğiyle, alın teriyle ve geleceğe dair umutlarıyla bu kadar oynanmamalıdır.”
Vatandaşın dile getirdiği bu değerlendirmeler, akaryakıt fiyatlarının yalnızca bir pompa fiyatından ibaret olmadığını, üretimden ticarete, nakliyeden sofradaki ekmeğe kadar ekonominin bütün halkalarını etkilediğini bir kez daha gündeme taşıdı. Esnafın, çiftçinin, üreticinin, asgari ücretlinin ve emeklinin ortak beklentisi ise artan hayat pahalılığı karşısında nefes alabilecekleri, üretimi ve emeği koruyan adil ekonomik düzenlemelerin hayata geçirilmesi. Kaynak: Afyon Time