Bayramlar birlik, beraberlik ve sevinç günleridir .En tatlı, en neşeli bayramlarımız, çocukluğumuzda geçirdiğimiz bayramlardır. Bayramlar ister milli olsun ,ister dînî olsun, bizlere hep heyecan vermiştir .Halk arasında hep söylenir.
" Deliye her gün bayramdır." diye. Şayet düşüncemiz, duygumuz fikrimiz, zikrimiz bayram kutlamaya uygun değilse, ha bayram gelmiş ha gelmemiş...
Ne farkeder... Dedik ya .. Bayramı yaşamak için,bayram etmeyi hak etmek gerek... Koca bir ay geride kaldı. Ramazan ayını geçirdik. Ramazan boyunca oruç tuttuk. Beş vakit namazlarımızı ve teravihi kıldık. Hali vakti yerinde olanlar için, zekat sadaka ve fitrelerimizi verdik .Evet verdik.... Verdik.... Kimin ibadeti kabul olacak ,kiminin ibadeti kabul olmayacak onu Allah bilir. Biz ümitvarız..
Allah kabul etsin deriz. Emredileni yaparız. Af dileriz. Allah'ın rahmetini umarız .Gizli ve aşikâr yaptığımız hatalarımıza tövbe ederiz. Allah'ın Esmâ -ül Hüsnâ'sından olan "Gaffar" ismine sığınır, af dileriz .Affet, Ya Rabbi, deriz. Biz ellerimizi açarız boynumuzu bükeriz .Ya Râbbi kapına geldik, deriz... Af dileriz .
Fakat unutmayalım ki bu ibadet ve inanç biçimi sadece bizim şahsımızla ilgilidir .
Peki bu ibadetlerin bu davranışların topluma yansıma biçimi nedir ?..diye hiç düşündük mü?"Acaba toplumun hangi derdine devâ olduk" diye kafa yorduk mu? Bayram yapabilmeyi hak ettik mi ? Hele
bir bakalım. Bayram öncesi büyüklerimize hürmet gösterip başta ana baba olmak şartıyla ellerini öptük mü ?Hasta ziyaretleri yaptık mı? Akraba ziyaretlerinde bulunduk mu? Çevremizdeki fakir fukarayı sadece ramazanda değil her zaman düşünebilmeyi aklımızdan geçirdik mi .???Bir ramazan daha yaşadık. Ömrümüzden Bir yıl daha geçti .Bunun farkında olduk mu?
Filistin'de Gazze'de binlerce din kardeşimiz İsrail'in haksız davranışları ve zulmü ile ölürken, yaralıların yarasına merhem sürülemezken, Gazneli çocuklar açlıktan bir deri bir kemik kalırken ,hiç vicdanımız sızladı mı...?? Sofralarımızda çeşit çeşit yemekler varken ,nasıl oldu.. Nasıl oldu da içtiğimiz çorbadan zevk alır olduk... Nasıl oldu da oruç tuttuk, namaz kıldık, diye evde eşimize, çocuğumuza iş yerinde arkadaşlarımıza tafralar yaptık. Dedik ya, ibadetlerimiz noksan olsa da çok, buna mukabil hata ve kusurlarımız da çok...
Şöyle ,iki elimizi başımızın arasına alalım. Düşünelim...
Bugün dünyamızın dört bir yanında müslümanlara soykırım ve zulüm uygulanıyor, Müslümanlar arasında veya müslümanlara karşı savaşlar oluyor. Etrafımız ateş çemberine dönüşmüş.. Devletler arası hak, hukuk kaide ve kural yerle bir olmuş, bir dünyada yaşıyoruz. İslam âlemi umûmî olarak ekonomik yönden zayıf, mânâda ise birlik olamamanın, dertlere çare bulamamanın sıkıntısı içinde bucalayıp duruyor.. Ve biz bayram ediyoruz .Elbet te "BAYRAM ETMELİYİZ." ".Fakat şunu Unutmayalım ki; Peygamberimizin diliyle söylenen bir söz var... "Müslümanlar(mü'minler) biribirilerine karşı bir binanın tuğlaları gibidir." Birbirlerinin neşesine üzüntüsüne ortak olurlar. İmkanları ölçüsünde birbirinin derdine derman olurlar .Sorarım size , on yıldır aynı camide namaz kıldığı halde bir birlerini tanımayan halini hatırını sormayan, soramayan, derdine derman olmayan,sevinince sevincini paylaşamayan veya paylaşmayan insanlar biraraya geliyor. Bayram namazı kılıyor, Sevaplar işliyor....
Fakat gelin görün ki, hissettiğimiz ve bildiğimiz kadarıyla başta kendi nefesimiz olmak şartıyla ailelerin ,komşuların,akraba ve dostların ,hele hele halkı müslüman olan ülke insanlarının daha çook ramazan ayına ihtiyacı var... Ne diyelim. Âdet yerini bulsun. Gönlünüz şen ,
"BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN." Farkında mıyız? Biz bayramı yaşadığımızı sanıyoruz. İçimizde, yüreğimizde acı, ızdırap ve hüzün dolu feryatlar fışkırıyor .
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!