GERÇEK ZENGİN KİMDİR?

Fehmi Sağbilge profil fotoğrafı
2026-09-04 17:03:00 Yayınlanma

İnsanı sahip olduğu altın, gümüş ve dünya malı değil, edebì,ahlâkı  yüceltir. 
Denilmiştir ki;"Bed asl'a  necâbet mi verir hiç ünüforma,
Zerdûz palan vursan,eş.... yine   ..ektir...

Altın, gümüş, servet, makam ve şöhret…
Bunların hepsi dünyanın ziynetidir. İnsan, bunlara sahip olabilir; fakat sahip oldukları, onun hakiki kıymetini belirlemez. Zira insanın değeri, elinde tuttuğu altının miktarıyla değil, gönlünde taşıdığı edep ve ahlâkla ölçülür.
Dünya malı insana geçici bir kudret verir. Makam yükseltir, Servet kapılar açar, Şöhret insanların gözünde bir itibar meydana getirir. Fakat bunların hiçbiri insanın gönlünü mamûr etmeye yetmez.


Çünkü mal bedene zenginlik verir; edep ruha zenginlik verir.
Nice servet sahipleri gelip geçmiştir. Nice hükümdarlar, nice zenginler, nice kudret sahipleri yaşamış; zaman onların makamlarını da servetlerini de ellerinden almıştır. Fakat gönüllere dokunan, güzel ahlâkıyla yaşayan insanların adı, aradan asırlar geçse bile hayırla anılmaya devam etmiştir.
Tasavvuf ehlinin nazarında insanın asıl zenginliği, kesesinde değil, gönlündedir.
Gönül kibirle kararmışsa altının ne faydası vardır?
Kalp hasetle doluysa mücevherin ne kıymeti kalır?


Dil incitiyor, el zulmediyor ise, insan kendisini başkasından üstün görüyorsa sahip olunan servet, insanı hakikaten zengin kılabilir mi?
Hakiki zenginlik, gönlün kanaatle; dilin güzel sözle; elin iyilikle; kalbin merhametle dolmasıdır.
Edep, insanın dışına değil, içine giydiği elbisedir.
İnsan edeple haddini bilir. Edeplí insan Hakk ve hakîkatı merkeze alır. Edeple büyüklük taslamaz, tevazu göstererek yücelir.  Gönül kırmamaya çalışır, çünkü bilir ki bir gönlü incitmek, nice mal ve makamdan daha ağır bir kayıptır.
Bu sebeple arifler için insanın en kıymetli ziyneti altın değil, edep olmuştur.


Altın toprakta bulunur ve yine toprağa döner. Servet el değiştirir. Makam sahibinden ayrılır. Şöhret zamanla unutulur.
Fakat güzel ahlâkla kazanılmış bir gönül, insanın ardında yaşamaya devam eder.
Bir insan öldüğünde kasasındaki altınlar onunla birlikte gitmez. Evleri, malları ve makamları geride kalır. Fakat yaptığı iyilikler, gönüllerde bıraktığı güzel hatıralar ve insanlara gösterdiği merhamet onun gerçek mirası olur.
İşte insanın dünyadan götürebildiği en büyük servet budur.
Edep, insanı dünyada güzel; ahirette ise aziz kılan bir hazinedir.


Öyleyse insan kendisine şu soruyu sormalıdır:
“Benim ne kadar malım var?” değil;
“Benim ne kadar güzel ahlâkım var?”
“İnsanlar beni ne kadar tanıyor?” değil;
“Ben insanların gönlünde nasıl bir iz bırakıyorum?”
Çünkü insanın hakiki değeri, kendisine verilenlerle değil, kendisiyle başkalarına ne verdiğiyle ortaya çıkar.
Altın insanı parlatabilir; makam insanı yükseltebilir; servet insanı güçlü gösterebilir.
Ama insanı gerçekten yücelten, edep, ahlâk, tevazu, merhamet ve güzel gönüldür.
Dünya malı dünyada kalır.


Edep ise insanın peşinden gelir.
Ve nihayetinde insan, sahip olduğu altınlarla değil, taşıdığı gönülle Hakk'ın huzuruna varır.
Kişinin edebi, altınından hayırlıdır.
Çünkü altın dünyayı süsler;
edep ise insanı…
Şair ne güzel söylemiş;" Ne mâl iledir, ne sâl(uzun ömür)iledir.
İnsanlık kemâl
(olgunluk ve güzel ahlâk) iledir..."

Yorumlar
En az 10, en fazla 1000 karakter
En az 2, en fazla 50 karakter
GR2AZ
Güvenlik kodunu büyük-küçük harf duyarlılığı olmadan yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yazarlarımız ve Son Makaleleri