BİR GÜN İMAM GAZALİ

Ramis Başpunar profil fotoğrafı
2026-04-26 17:37:00 Yayınlanma

 Bağdat sokaklarında tek başına yürüyordu. Medreselerde ders veriyor, talebeler onun sözlerini adeta altın gibi topluyordu. Herkes onu büyük bir âlim olarak tanıyordu… ama onun içinde kimsenin bilmediği bir fırtına vardı.

O gün, dar bir sokakta ilerlerken bir çobanın ateş başında ekmek pişirdiğini gördü. Çoban, Gazali’yi tanımıyordu. Üzerindeki sade kıyafetlerden dolayı onu sıradan biri sandı ve yanına çağırdı:

“Gel, yolcu. Aç görünüyorsun.”

Gazali sessizce oturdu. Çoban, kuru ekmeğini ikiye bölüp yarısını ona verdi. Sonra sordu:

“Sen ne iş yaparsın?”

Gazali bir an duraksadı. “İlimle uğraşırım,” dedi.

Çoban gülümsedi: “İlim güzeldir. Ama insanı Allah’a yaklaştırmıyorsa, yük olur.”

Bu söz, Gazali’nin kalbine bir ok gibi saplandı.

O gece eve döndüğünde uyuyamadı. Kendi kendine sordu:  Ben gerçekten Allah için mi ilim öğreniyorum… yoksa insanlar beni övsün diye mi?

Günler geçtikçe bu soru büyüdü, büyüdü ve sonunda Gazali’nin hayatını değiştirdi.

Bir sabah ders vermek için kürsüye çıktığında dili tutuldu. Konuşamadı. İçinden bir ses yükseliyordu: Kalbin temiz değilken dilin nasıl hakikati anlatsın?

O gün her şeyi bıraktı. Ününü, makamını, talebelerini.

Ve yola çıktı.

Yıllar boyunca şehir şehir dolaştı. Kimi zaman bir camide yalnız başına ibadet etti, kimi zaman bir köşede gözyaşı döktü. Artık aradığı şey bilgi değil, hakikatti.

Yıllar sonra geri döndüğünde artık bambaşka biriydi. Kalbiyle bilen, yaşayan bir âlim…

Ve şöyle dedi:

Şüphe, beni arayışa götürdü. Arayış, beni hakikate ulaştırdı.

Yorumlar
En az 10, en fazla 1000 karakter
En az 2, en fazla 50 karakter
S9UTF
Güvenlik kodunu büyük-küçük harf duyarlılığı olmadan yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yazarlarımız ve Son Makaleleri