YANLIŞ İNANÇ, DOĞRU BILGİ....

Fehmi Sağbilge profil fotoğrafı
2026-06-07 12:37:00 Yayınlanma

Afyonkarahisar'da ve Anadolu'nun birçok yerinde öyle inanç ve düşünce biçimleri var ki insan  duyunca  şaşırıyor .
Bu ifade dinin neresindedir? Kitap ve sünnetteki yeri nedir? diye insanın sorası geliyor.  Yanlış sözler niçin toplum tarafından benimseniyor ve dilden dile aktarılıyor?


 Bir yanlış sözü düzeltmek için onlarca söz söylemek icap ediyor ?
Öyleyse bu tip sözlerin aslı nedir? Kim demiştir ?Niçin demiştir? Söylenen söz doğru mudur? 
Bu yazımızda, bazı yanlış sözleri ele alıp inceleyelim. Doğrusunu ortaya koyalım. 
(1) Denilir ki ;"İki bayram arası nikah yapılmaz veya evlenilmez. " bu söz yanlıştır. Doğrusu şartlar uygun olduğu takdirde yılın her gününde nikah kıyalabilir ve düğün yapılabilir. Çünkü, Peygamberimiz  Hz Aişe annemiz ile Ramazan ve Kurban Bayramı arası içinde evlenmişlerdir. Rivayet olunur ki; Peygamberimize  bir sahabe  bir bayram namazı  sonrası gelerek nikahlarının  kıyılmasını ister. Fakat  aynı zamanda Cuma günüdür. Bayramda  yapılması gereken işler vardır. Bir de cuma günü olunca zaman cidden dardır.  Cuma  hazırlığı nedeniyle nikah kıyılmasının aceleye getirilmemesi söylenmiştir.
 Bu inanç halk arasında yanlış anlaşılmış, böylece "iki bayram arası nikahı yapılamaz veya evlenilmez" sözü ortaya çıkmıştır ki ,bu söz yanlıştır. 

 

(2)" Geceleyin tırnak kesilmez, uğursuzluk getirilir." sözü yanlıştır. Tırnak kesmek, şartlar uygun olduğu sürece, ister gece İster gündüz kesilebilir. Eskiden elektrik olmadığı veya kandil ışığının az olduğu zamanda kişi tırnak  kesince tırnağın nereye gittiğini bilemez,  yemek veya su kabına tırnak düşer de o zaman hastalığa sebep olur. Bu sebeple bu söz söylenmiştir. İşte bunun için "geceleyin tırnak kesilmez" sözü ifade edilmiştir. Şartlar uygun olduğu sürece her zaman saç sakal kestirmek ,
vucut temizliği yapmak mümkündür.  Uğursuzluk değil,belki uğur bile getirir. Çünkü " Allah temizdir,  temiz olanlara sever." 

 

(3) Denilir ki; "Akşam ezanından sonra ,yani  karanlık bastırınca    sokağa çöp dökülmez, sıcak su dökülmez ,kül dökülmez."  Bu sözün dini bir dayanağı  olmasa bile doğruluk payı vardır.
Geceleyin çöplük çevresinde bulunmak  hem tehlikeli hem de sağlık  açısından zararlıdır. Görülen veya göremediğimiz birçok varlığın oralarda olabileceğini unutmamalıyız. Bundan 30 yıl öncesini düşünürsek  veya köylerimizde hala  kömür ve odun ile  ısınan kardeşlerimizi düşünecek olursak, geceleyin soba küllerinin dökülmesi  yangınlara  sebep olması sebebiyle tehlikelidir. Tarih boyunca  ortaya çıkan  büyük yangınlar hep küçük ihmallerden kaynaklanmıştır. Doğal gazın olmadığı,  ve kömür  kullanıldığı düşünülürse  elbette    sözün doğruluğu anlaşılır.  İster sıcak olsun isterse soğuk olsun suyun pencereden   veya kapı eşiğinden dışarıya atılması ahlâkı değildir. Kanalizasyon ve alt-yapı  çalışmaları bu türlü  olumsuzlukları ortadan kaldırmıştır.

Bilhassa günümüzde yağmurlu günde araçların hızlıca gidip yayaları ıslatması kul hakkını  ihlâl anlamına gelir.

 (4) Denilir ki ; "geceleri ıslık çalınmaz, günahtır ."sözü halk arasında söylenir. Evet aslında Islık çalmak ister gece olsun, İster gündüz olsun, uygun değildir .
Gündüz haberleşmek açısından ıslık  veya düdük çalınsa bile ihtiyaç olmadıkca gece ıslık çalmak ahlaki kurallara uygun düşmez. Çevredeki komşuların rahatsız olmasına ve yanlış anlamalara meydan verir. Öyleyse toplum tarafından hoş görünmeyen şey örf, adet itibariyle hoş görülmez ve  hoş karşılanmaz.

 

  (5)Denilir ki "Salı günü veya çarşamba günü insana uğursuzluk getirir"Bu söz yanlış bir sözdür. Tamamen hurafedir.  Hiçbir geçerliliği yoktur. İslam'dan uzak bazı toplumlar salı veya çarşamba gününü kendileri için uğursuz saymış olabilirler. Fakat  bizim için böyle bir inanç doğru olmaz. İstanbul Salı günü fethedilmiştir. Bu sebeple batılılar  ve Hırıstiyan dünyası   salı gününü veya  "kara Cuma" diyerek bizim mübarek cuma günümüzü  gözden düşürmek ve değersizlestirmek istemişlerdir.

 

 Görüldüğü  gibi herbir yanlış  inancın her zaman dinden kaynaklanmadığı ortadadır.

Bunun gibi daha nice fikir düşünce ve inançlar  var ki toplum bunların kaynağının  ne olduğunu bilemiyor.
Mesela, kapı girişlerine  at nalı asmak, ilaç kullanmadan ve doktora gitmeden "üzerliķ otu" ile hastayı tedavi etmek, türbe ve yatırlarda mum yakmanın ölüye faydalı olacağını düşünmek, hasta olan ve devamlı ağlayan çocuga  kurşun dökme âdeti gibi...gibi   yüzlerce  yanlış bilgiye sahip oldugumuzu  söylemek mümkündür. Bunlaŕın hiç birinin İslami bir düşünce ile alakası yoktur. Kimi düşünceler kültüreldir,


folkloriktir , atalardan bize intikal eden yanlış  uygulama biçimleridir. Bunları tamamen reddetmek mümkün olmadığı gibi, dini inancımızın bir parçası olduğunu idaa etmek te  mümkün değildir.   Yaşıyoruz, yaşamaya devam ediyoruz.Fakat neyin doğru ,nelerin yanlış oldugunu  düşünüyor muyuz.?

Yorumlar
En az 10, en fazla 1000 karakter
En az 2, en fazla 50 karakter
QWTDD
Güvenlik kodunu büyük-küçük harf duyarlılığı olmadan yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yazarlarımız ve Son Makaleleri