"Hak denince ne anlamalıyız" ? sorusuna cevap verelim.
İnsanlar yaşadıkları sürece çeşitli haklara ve sorumluluklara sahiptir .
Özellikle haklar, ALLAH Hakkı ve KUL hakkı olmak üzere iki kısma ayrılır .
Allah'ın hakkı onu yüceltmek, dinini yaşamak ve yaymak, emirlerine uymak, yasaklarından kaçmakla yerine getirilir.
Bunun neticesi olarak kişi Allah katında bir mükafata cennete veya yapmamakla bir cezaya uğrar. Allah dilediğinin tövbesini kabul eder ,affeder. Allah'ın hakkına kulların müdahale etme yetkisi yoktur.
Mesela Allah'ı inkar eden birisini bir kulun affetmesi düşünülemez.
Kul hakkına
gelince meselâ daha da girift hale gelir. Kişinin kendi nefsine karşı hak ve sorumlulukları olduğu gibi ailesine ve yakınlarına karşı da hak ve sorumlulukları vardır .Ayrıca kişinin komşularına ve içinde yaşadığı topluma karşı sorumlulukları mevcuttur. Aynı zamanda tabiata ve çevresine karşı hak ve sorumlulukları da gözden uzak tutulmamalıdır. Bir kulun yaşadığı sürece yemesi içmesi veya uyuması gibi temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekir. Bir kul yani insan sağlığını içki içerek veya uyuşturucu kullanarak korumasa ölümünden sorumlu olur.Yani kişinin ailesinin ve çocuklarının canını ve malını korumak gibi sorumluluğu da vardır. Bundan kurtulması mümkün değildir.
Kulun kul üzerinde olan hakkını affetme yetkisi yoktur.Ancak mağdur olan ve zulme uğrayan kişi affederse af geçerli olur. Kullar, yani insanlar kendi aleyhlerine işlenen suçları durumuna göre affederler veya hukukî yoldan hakkını ararlar,ilgili makama şikayet ederler.
Bir kimse başka bir kimseden hakkını zor ve güç kullanarak alma hakkına sahip olamaz. Devlet veya emniyet güçleri hak sahibi hakkını iade eder. Mahkemeler ve hakimler bunun için vardır. İslam dini adalet ,hak ve hukuka son derece önem vermiştir. Şimdi bunları misallendirelim. Evet ,meselâ inanç ve ibadetler ile ilgili haklar Allah'a aittir. Hristiyanlıkta olduğu gibi günah işleyen kişinin suçunun papaz tarafından affedilmesi gibi bir durum İslam'da olamaz.
Allah hakkı ve insan hakkı ,ikisi birden bir arada olursa buna MÜŞTEREK hak denir.
Meselâ, boşanan kadın hemen bir başka kocaya varamaz. Çünkü nesebin korunması söz konusudur.
Doğacak olan çocuğun kime ait olduğunun bilinmesi gerekir. Burada Allah'ın hakkı insanın hakkının önüne geçer.
Hak ve hukukun korunması fıkıh ilminin konusuna girer. Bununla ilgili olarak yüzlerce misal getirmek mümkündür. Bize fikir vermesi bakımından Şamil İslam Ansiklopedisi, Diyanet İslam Ansiklobedisi, fıkıh ile ilgili eserler bu meseleyi açıklık getirmiştir .
Herkes birbirinin mal can gibi temel haklarına saygı göstermek zorundadır .Bir kimse başkasının meşru hak özgürlüğüne engel olamaz. Mesela, komşusunun ışığı veya havasını kesecek şekilde ev ve bina yapamaz.
Bazı hakların sona ermesi gerekebilir. Mesela, boşanan kadın üzerinde kocasının hakkı yoktur .Kadının ise belli şartlarda nafaka hakkı olabilir. Çocuğun babası üzerindeki nafaka hakkı çocuğun buluğ çağına girmesiyle sona erer.
Bir mal satılınca onun üzerinde kişi hak sahibi olamaz .
Kul hakkı basite alınabilecek bir mesele değildir.
Gıybet etmek kul hakkına girer. Helallaşmak gerekir.
İftira etmek ,kul hakkına girdiği gibi hukukî bir problem olarak kamu davası açılmasına sebep olur.
Kişinin borcunu ödemesi gerekirken geciktirmesi kul hakkına girer. Çünkü borcun geciktirilmesi paranın değer kaybetmesine sebep olur.
İşçinin, memurun işine vaktinde gitmesi ve işini tam yapması beklenir.Aksi takdirde kul hakkı veya kamu hakkını yemiş olur.
İşverenin çalıştırdığı kişinin hakkını vermesi gerekir. Şayet yükümlülüğünü yerine getirmezse işcinin hakkını yemış olur.
Kişinin beslediği kuşu, kediyi, köpeği vaktinde doyurmaması veya sulamaması hayvanın hakkını gasp etmek anlamına gelir.
Kişinin kendi menfaati için ekolojik dengeyi bozacak davranışlarda bulunması, mesela yangın çıkarması, tarlayı yakması, orman yangınına sebep olması, hem kul hem de kamu hakkına girer. Kişinin alışverişte ölçüye ve tartıya dikkat etmemesi kul hakkına girer. HAK kelimesinin zıttı Batıldır.
Her insanın doğuştan sahip olduğu beş temel hakkı vardır .
Bunlardan birincisi; YAŞAMA hakkıdır. Yaşama hakkı kutsaldır.Haksız yere bir kimsenin canına kıymak en büyük günah olarak kabul edilmiştir.
İkincisi ;AKLIN korunmasıdır. Akla ve sağlığa zarar veren maddeler, (alkolün her türlüsü, uyuşturucunun her türlüsü) haramdır.
Üçüncüsü ; DİNİN korunmasıdır. İnsanlar inanç ve vicdan özgürlüğüne sahiptir .Bakara Suresi 256 . ayet buna işaret eder. Haksız
kazanç , aldatma ,rüşvet, gibi durumlar yasaklanmıştır.
Beşincisi; NEFSİN korunmasıdır. Müslümanlar iffet ve namusunu korurlar.
ÖZETLE; Allah'ın hakkına uygun hareket eden cennete erer. Kul hakkına uygun hareket eden vicdan azabı çekmez. Dünyada da sevilir ahirette de mükafatını görür.
Kul hakkıyla öleni haksızlığa uğrayan affetmedikçe Allah affetmez. Esmaül Hüsna'dan ,yani Allah'ın güzel isimlerinden biri de Hak'tır. Unutmayalım ki hakkın hatırı dostun hatırından üstündür.Ìnanan insan, alışverişte, tayinde ,terfide, sohbette, sevgide ve muhabbette adalet ilkesine uymalıdır. Unutmayalım ki üzerimizde Allah'ın hakkı vardır. Peygamberimizin hakkı vardır. Ana babanın hakkı vardır. İçinde yaşadığımız toplumun üzerimizde hakkı vardır. Ahirette iflas eden "Müflis" olmamak için, dünyada da insanlara yaptıkları haksızlıklarla "İBRET" olmamak için hak, hukuk ve adalete uygun hareket etmeliyiz .Hak hukuk ve adalete riayet edenlere selam olsun.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!