MENÜ
Kategoriler

Karahanlı Şairi Edip Ahmet Ve Hakikatlerin Kapı Eşiği

Şair Edip AhmetYüknekî

Yüknekî12.yüzyıl KarahanlıTürk şair ve düşünürlerindendir. Asıldı Ahmet’tir. Eserinin sonuna “Emîr Arslan Hoca Tarhan tarafından yazılan on beyitlik bir ek manzumede EdibAhmed’in doğuştan kör ve babasının adının Mahmud, kendisi de ediplerin edibi, fazılların başı olduğu” anlatılır. Memleketi “Yügnek”tir.Bir dörtlüğünde şair kendisiniEdib Ahmet diye belirtmektedir.

“Edib Ahmet adım, edep öğüt sözüm./Sözüm burda kalır, varır bu özüm

Gelir güz geçer yaz, gider bu ömür./Tüketir ömrünü bu yazım güzüm”.

Edib Ahmet, aslen Türk, dindar ve zeki bir insan olarak tanınır. Gerçekle ilgisi olmasa da onun hakkında “Bağdat’ın dışında uzak bir yerde oturduğu, her gün yürüyerek gelip İmâm-ı Âzam’ın (ö. 150/767) derslerine devam ettiği ve İmâm-ı Âzam tarafından çok takdir edildiği” bir menkıbe olarak anlatılır (Gülensoy, T., “Edib Ahmet”, DİA, İstanbul 1994, 10/421-422).

Edib Ahmet, Hibetü’l-hakayık diye bir eser yazmış, eserini Kaşgar diliyle söylemiştir. Kaşgar dili Türkçedir, Türkçenin Hakaniye koludur. Edip Ahmet, Oğuz Türkçesiyle şöyle demektedir:

“Onun için çıkardım bu kitabı Türkçe./İster yeterli bul ey dost, ister ekle

Nadide ve zarif sözlerle yazdım./Kalı varsa adım kalsın diye”.

Hakikaten ömür bitip günü gelince kendisi gitmiş, yazdığı eseri sebebiyle sadece adı kalmış, şairin öngörüsü hakikat olmuş ve oKarahanlı Türkçesiyle yazdığı eserle ünlenmiştir. Yani o tam anlamıyla gönüllerde kalan, gönüllerde yaşayan bir gönül eri olmuştur. Şairle ve ailesiyle ilgili başka da bir şey bilinmemektedir.

Atabetü’l-hakayıkve Eşik

Atabetü’l-hakayıkadıyla Edip Ahmet’in yazdığı eseri, dilciler ve edebiyatçılarca Türkçe “pendname (nasihatname, siyasetname)” geleneğine ait bir eser olarak kabul edilmektedir, ama eser, Divan-ı Lügati’t-Türk ile Kutadgu Bilig’ten sonra bugün Karahanlı Türkçesinin üçüncü büyük eseri durumundadır. Türkçe ahlak ve siyaset kitaplarının öncülerindendir.Başka bir deyişle eseri, ahlakî ve siyasî hakikatlerin eşiğidir, pratik hakikatlere eşiklik yapmaktadır.

Eşik, kapıya ve girişe denilir. Ahlak ve siyasette eşik, bireyle devletin haklarını, hakların sınırını oluşturur. Devletin ve yöneticinin hakları her ne kadar devlet çeşitlerine göre farklılık arzetse de eşik eşiktir ve aynıdır. Eşik, taraf haklarının sınırıdır. Bu sınır adalettir. Birey de yönetici de eşiği aşmamalı, haklarına sadık kalmalıdır. Sadık kalınan eşik, tarafların mutluluk şartıdır.Yüknekî’ninahlakî ve siyasî hakikatlerinin eşiği (atabe), bir bütün olarak aynı zamanda diğer ilimlere açılan bir kapı ve kapının eşiği olur. 

Edip Ahmet, Karahanlılar devrinde ve devletinde yaşamış, yazdığı eserini Karahanlı beylerinden ordu komutanı (Sipehsalar) Emir Muhammed’e sunmuştur. Edip Ahmet emirini eserinde "Emirü'l-a'zam" ve Melikü’t-Türk ve'l-Acem” diye “Türk ve Persin büyük emiri” diye anmaktadır, ama ne yazık ki Edip Ahmet’in yaşadığı tarihler bugün bile henüz Karahanlı tarihçileri tarafından tam olarak kesinleştirilememektedir.

Atabetü’l-hakayık, ilk defa, Darulfünun hocası Necip Asım Yazıksız (ö.1935) tarafından ilim dünyasına tanıtılır. Daha sonra diğer araştırmacılar, mesela Reşit Rahmeti Arat (ö. 1964), Fuat Köprülü (ö.1966) eser hakkında yazılar yazar, eserin bilim adamlarınca nüshaları tespit edilir ve yayınlanır. Yine mesela Fransız Jean Deny (ö.1963), Polonyalı T.Kowalski (ö.1948) gibi Türkologlartarafından ele alınır, hakkında eleştiri yazıları yazılır ve tanıtılır. Bugün kütüphanelerde, eserin birçok kurum tarafından yapılmış neşirleri bulunmaktadır.

Eser içeriği, İslam medeniyetinin kitap yazma geleneğine uygun olarak önce Tanrıya bir münacaatla başlar. Peygamberi öven dizelerden sonra dört halife övgüsü ve eserini hediye ettiği Emir Sipehsalar’ın güzel hasletlerini anlattığı dizelerle eseri yazma sebebini belirttiği beyitler gelir. Bu şekliyle yer alan bu bölüm, İslam medeniyetin geleneksel bir eser girişini yansıtmaktadır. Daha sonraki bölümde asıl konular gelir.Konular birbirinden Arapça yazılmış cümlelerle birbirinden ayrılır.

Eserin asıl konusu,önce bilginin yararı ve bilgisizliğin zararı hakkındadır. Sonra edeb ve edeble ilgili kurallar, dünyanın geçiciliği, cömertlik ve zıddı cimrilik, alçakgönüllülük ve zıddı kibir gibi ahlak ve güzel (iyi) ahlakla ve siyasetle ilgili konular gelir. Yazımızı“hakikatlerin eşiği”ebir giriş olarak onun dört giriş beytini vererek bitirelim:

Giriş Olarak Hakikatlerin Eşiği

İlahî öküşhamdayurmen sana            (İlahî, tevbe ve hamdederim ben sana)

Senin rahmetinden umarmen ona      (Senin rahmetinden umarım ona)

Sena mu ayugay seza bu tilim           (Senâ’mı söylemeye yarar mı bu dilim)

Unançaayayın yâri ber mana             (Olanca diyeyim yardım ver bana)

Senin barlıgıngatanuklukberür                       (Senin varlığına tanıklık verir)

Cemad,canver,uçgan,yügürgen nene (Cansız, canlı, uçan, yürüyen nesne)

Senin birliginga delil arkagan             (Senin birliğine delil arayan)

Bulur bir nen içre deliller mine                      (Bulur bir nesne içre deliller bine)

Arapça “Ve her şeyde, “O’nun zâtıBir’dir”edelalet eden bir ayet vardır”.Yazdığı hakikat eşiğiyle adı ünlenen kendisi bilisizŞairimiz Edip Ahmet’in ruhu şad olsun.

İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!