🔥 Gözden kaçırmayın
Afyonkarahisar'da Büyük Taarruz'un 104. yıldönümü coşku içinde kutlandı(Ahzâb 33/6)
Mevlidi’n-Nebi Arapça’da; doğum, doğum yeri ve doğum zamanı anlamlarına gelen mevlid kelimesi ile haber getiren anlamına gelen nebi kelimesinin oluşturduğu bir tamlama olup, Hz. Peygamber’in (sas) doğumu ile doğum yıldönümünde yapılan etkinliklere ve bu etkinliklerde okunan eserlere ad olmuştur. (Mevlid Md. DİA, 29/475) Hz. Peygamber’in (sas) doğum yıldönümünde yapılan etkinlikler sebebiyle bu geceye Mevlid Kandili denmiştir.
Hz. Peygamber’in (sas) doğumu, -yaygın kanaate göre- Fil Olayı’nın meydana geldiği yılın Rebîu’l-evvel ayının on ikinci Pazartesigünü, sabaha karşı meydana gelmiştir. O vakit âlem başka bir âlem olmuş, cihan nûr ile dolmuştu. Çünkü kâinatın öteden beri özlemini duyduğu ve beklediği fahr-i kâinat Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sas) doğmuştu.
Bu konuda Ebû Katâde’nin (ra) naklettiği hadis-i şerif şöyledir: “Hz. Peygamber’e (sas) pazartesi günü orucu soruldu. Allah Resûlü (sas) bu soruya: ‘Bugün benim doğduğum ve peygamber olarak gönderildiğim yahut bana ilk olarak vahyin indirildiği gündür,’ buyurdu.”(Müslim, Savm, 197/1162)
Bu kutlu hadisenin gerçekleştiği yıl Veli Topaloğlu tarafından şöyle ifade edilmektedir:
On ikinci gece, Rebîu’l-evveldi, Yıl; beş yüz yetmiş bir, zaman fetretti,
Vilâdetin kâinatı titretti, Çün Habib-i kibriyâsın efendim.
Ebû Ümâme’nin (ra), naklettiği hadis-i şerifteAllah Resûlü’ne: “‘Ey Allah’ın Ne-bisi! Senin durumunun başlangıcı nedir?’ diye sordum. Resûlullah (sas) bana, ‘Ben a-tam Hz. İbrâhim’in (as) duası, Hz. Îsâ’nın (as) müjdesiyim.Annem kendisinden çıka-rak bir nûrun Şam saraylarını aydınlattığını gördü,’buyurdu.” (İbn Hanbel, Müsned, 36/596 -22261)
Hadis-i şerifte Hz. Peygamber’in (sas) kendisi hakkında ifade buyurduğu, Hz. İbrâhim’in (as) Kur’ân’da geçen duası ise şöyledir: “Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden se-nin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder. Çünkü üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan ancak sensin.”(Bakara 2/129)
Yine Hz. Peygamber’in (sas) kendisi hakkında ifade buyurduğu, Hz. Îsâ’nın (as) Kur’ân’da geçen müjdesi ise şöyledir: “Hatırla ki, Meryem oğlu Îsâ: ‘Ey İsrâiloğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek adı Ahmed olan bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim,’ demişti.” ( Saff 61/6)
Değerli Dostlar!
Hz. Peygamber’in (sas) doğum yıldönümü resmî olarak ilk defa Mısır’da kurulan Şiî Fatımîler tarafından Muiz-Lidînillâh döneminde (972-75) kutlanmaya başlanmıştır. (Mevlid Md. DİA, 29/475)
Osmanlı döneminde Mevlid kandili kutlamaları, 996 (1588) yılında III. Murad hükümdarlığı zamanında resmî olarak kutlanmaya başlanmakla birlikte, kutlamaların önceki dönemlerde de yapıldığı bilinmektedir. (Mevlid Md. DİA, 29/477-479)
Günümüzde ise mevlid geleneği, Suudî Arabistan dışında Kuzey Afrika’dan En-donezya’ya kadar İslâm ülkelerinde resmî, bazılarında gayri resmî olarak yaygın biçim-de coşkulu bir şekilde kutlanmaktadır. (Mevlid Md. DİA, 29/477)
Hz. Peygamber’in (sas) doğumu, ülkemizde geçmişten itibaren hicrî takvime göre Rebîu’l-evvel ayının 12. gecesiMevlid kandili olarak kutlana gelmiştir. 1989-2018 yılları arasında; hicrî takvime göre Rebîu’l-evvel ayının 12. akşamıMevlid kandili ve mi-lâdî takvime göre 20 Nisân’ın içinde bulunduğu hafta ise, Kutlu Doğum Haftası olarak çeşitli etkinliklerle kutlanmıştır. 2018 yılında bu uygulamaya son verilmiş ve eskiden olduğu gibi hicrî takvime göre Rebîu’l-evvel ayının 12. gününün içinde bulunduğu haftaMevlid-i Nebi Haftası olarak değişik etkinliklerle kutlanmaya başlamıştır.
Ayrıca Mevlid programları; mübarek gün ve geceler başta olmak üzere, do-ğum, ölüm, sünnet, evlenme, Hac ve Umre ibadetlerini yerine getirme gibi olaylara bağlı olarak sevinç ve üzüntülerin beraberce paylaşıldığı toplantılarda okunması toplu-mumuzda yaygın bir âdet haline gelmiştir. (Mevlid Md. DİA, 29/484; Mevlid-i Şerif (Vesîletü’n-Necât), 6)
Değerli Dostlar!
Halkımız arasında kutlanan Mevlid programlarına Kur’an tilavetiyle başlanır. Daha sonra Süleyman Çelebi (1351/1422) tarafından yazılan ve Kurtuluş Vesilesi anlamı-na gelen Vesîletü’n-Necât adını verdiği manzum eserin sırasıyla Tevhid, Vilâdet, Mirac ve diğer bölümlerinden bazıları ile birlikte ilâhîler ve kasideler okunur. Program Kur’an tilaveti ve dua ile de sona erer. Bölümler arasında tekbir ve salât ü selâm okunması, vilâdet bölümünde ise;
Âmine ider çü vakt oldu tamam
Kim vücûda geldi ol hayru’l-En’âm, beyti okununca herkesin ayağa kalkması,
Doğdu ol saatte ol sultân-ı dîn
Nûra gark oldu semavât ü zeminbeytinden sonra da ayakta; tekbir ve salât ü selâmgetirilmesi vedua yapılması Hz. Peygamber’e (sas) karşı duyulan sevgi ve hür-metin bir nişanesidir.
Mevlid programlarının Kur’an tilaveti ile başlanıp yine Kur’an tilaveti ve dua ile sona ermesi oldukça anlamlıdır. Okunan bölümler (bahirler) baştan sona Hz. Peygam-ber’i (sas) ve ona olan sevgi ve muhabbeti konu edinmektedir. Aralarda okunan kaside, tekbir, salât ve selâmlarda Hz. Peygamber’e (sas) ve onun getirdiği değerleri hatırlat-ması yönü ile ayrı bir değere sahiptir.
Ayrıca bu vesile ile zengin fakir ayırımı gözetilmeksizin akrabalar, dostlar ve diğer insanlar bir araya gelmekte, misafirlere yemek ve çeşitli ikramlar sunulmaktadır. Bununla birlikte küs olanlar barıştırılmakta çeşitli etkinliklerin yanı sıra hoş sohbetler yapılarak insanların birbirini tanıması, kaynaşması, birbirleri hakkında müspet duygu ve düşüncelerin oluşması sağlanmaktadır. Bu programlar vesilesiyle gönüller arasında sevgi köprüleri kurulmakta ve sosyal hayatı olumlu yönden etkileyen birçok faydalı işe zemin hazırlanmaktadır.
Yüzyıllarca yaşatılan bu geleneğin ferdî ve toplumsal yönü göz ardı edilerek bid’at yaftasıyla yaftalanması doğru bir yaklaşım olmasa gerektir. Kaldı ki Makdisî(ö. 665/1267), İbn Hacer(ö. 852/1449) veSuyûtî(ö. 911/1505) gibi âlimler, Hz. Peygamber’in (sas) doğum günü münasebetiyle programlar düzenleme, dâvetlilere ikramda bulun-ma, muhtaçlara yardım etme gibi yeni nesillerde inanç ve millî şuurun güçlenmesi için Mevlid geleneğini yaşatmanın dinî açıdan bir sakıncasının olmayacağı kanaatine varmışlardır. (Mevlid Md. DİA, 29/478)
Ayrıca Mevlid geleneğinin, I. Dünya savaşından zamanımıza kadar geçen süre-de birçok baskı ve zulme maruz kalan Boşnak Müslümanların kimliklerini korumada büyük bir etkisinin olduğu bir gerçektir.
Değerli Dostlar!
Süleyman Çelebi’nin (ö. 825/1422) eseri, bu konuda yazılan diğer eserlere na-zaran, milletimiz tarafından daha çok beğenilmiş olması ve asırlarca da sevilerek oku-tula gelmesinin elbette bir sebebi olmalıdır?
Kaynaklarımızda Süleyman Çelebi’nin Mevlid-i şerif’i yazmasına sebep olarak, şöyle bir olay anlatılmaktadır. Bursa Ulu Camii’nde sohbet eden bir vaiz, Bakara sûre-sinin 136. âyetini delil göstererek Hz. Muhammed (sas) ile Hz. Îsâ (as) arasında bir fark görmediğini söylemiştir. Cemaat içerisinde bulunan bir kimse, aynı sûrenin 253. âyeti-niokuyarak itiraz etmiş, “Peygamberler arasında; peygamberlik (resûllük ve nebilik) bakımından bir fark yoktur, fazilet ve mertebe bakımından değil,” diyerek kendi görü-şünü savunmuştur. Bu durum cemaat arasında infiale yol açmıştır. Olaya şâhit olan Süleyman Çelebi hazretleri Sevgili Peygamberimizin (sas) fazilet yönüyle mertebesinin yüceliğinin iyice anlaşılması ve yanlış bazı fikirlerin önlenmesi amacıyla eserini kaleme almıştır.( Mevlid-i Şerif (Vesîletü’n-Necât), 16)
Hâsıl-ı kelam; yeri gelmişken burada şunu da ifade etmekte fayda vardır. Tarihi süreçte İslâm’a ve onun ortaya koyduğu değerlere yönelik saldırılar farklı boyutlarda ve değişik kulvarlarda devam edegelmiştir. Zamanımızda sünnet ve hadis konusunda yapılan birtakım menfî söylemlerin de bu saldırıların devamı olduğu bir gerçektir. Halkımızın bir anlamda Mevlid geleneğine sahip çıkarak onu yüzyıllarca yaşatması bu tip iyi niyetli olmayan yaklaşımlara gösterdiği tepkinin de bir ifadesidir.
Salât ve selâm Sen'in üzerine olsun, Ey Allah'ın Resulü!
Salât ve selâm Sen'in üzerine olsun, Ey Allah'ın Sevgili Kulu!
Salât ve selâm Sen'in üzerine olsun, Ey gelmiş ve geleceklerin Efendisi! Kaynak: Afyon Müftülüğü



💬 Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!