Ensâr’dan Hazrec kabilesinin Benî Ganem kolundandır. Mübârek ismi Hâlid bin Zeyd olup; İkinci Akabe Bey’ati’nde, Bedir ve Uhud başta olmak üzere diğer harplerde de Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yanında bulunmuştur.
Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz, hicret ederek Medîne-i Münevvere’yi teşrîf ettiklerinde; Mescid-i Nebevî ve hâne-i saâdetlerini bina edinceye kadar, yedi ay müddetle onun hanesinde müsafir olmuşlardır. İşte bu sebeple Ebû Eyyûb Hazretlerine, “Mihmandâr-ı Resûlullâh” denir.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Hayber Gazâsı’ndan hemen sonra Sahbâ denilen mevkide gecelediler. Ebû Eyyûb (r.a.), o gece kılıcını kuşanıp Peygamberimizin çadırının etrafında sabaha kadar dolaşıp nöbet bekledi. Sabahleyin Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz, Ebû Eyyûb Hazretlerini o hâlde görünce, “Ey Ebû Eyyûb, ne yapıyorsun?” diye sordular, “Yâ Resûlallâh! Gazâdan yeni çıktık, size bir suikast yapmalarından korktuğumdan nöbet bekledim.” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendisinden hoşnut olarak “Allâh’ım, Ebû Eyyûb nasıl bu gece beni muhafaza için nöbet beklediyse sen de onu muhafaza eyle.” diye dua buyurdular.
Siyer âlimlerinden Süheylî (rah.) der ki: Bu duanın bereketi ile Cenâb-ı Hak, Ebû Eyyûb Hazretlerini hayatında iken muhafaza ettiği gibi vefatından sonra da muhafaza buyurmuştur. Hattâ kabr-i şerîfi, diyâr-ı Rûm’da (İstanbul’da) muhafaza altındadır. O diyar halkı, kendisini ziyaret ederek onunla tevessül eder, onun hürmetine Cenâb-ı Hak’tan yağmur isterler, şefaatini talep ederler.
Kendisinden rivâyet olunan birçok hadîs-i şerîften biri şöyledir: Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Sana, kızıl develere sahip olmaktan daha hayırlı olan bir sadakayı bildireyim mi?” buyurdular. Ebû Eyyûb Hazretleri, “Bildiriniz yâ Resûlallâh!” dedi, buyurdular ki: “Araları bozulduğu vakit, insanların arasını düzeltirsin, insanlar birbirlerinden uzaklaştıklarında onları birbirine yaklaştırırsın. İşte bu, en hayırlı bir sadakadır.”
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!