Hüseyin Bayram Hoca, 1926 doğumlu olup aslen İscehisarlı ve Bayramevi sülalesinden “Medrese Mahalleli Koca Musalar” sülalesine mensup Hacı Hasan Efendi’nin oğludur.
Üç yıllık İscehisar İlkokulu’nun ardından 4 ve 5.sınıfları Afyon Dumlupınar İlkokulunda tamamlamıştır. Öğretmenleri, Hasbi Efendi, Hacı Ali Efendi ve Müberra Hanım’dır. 1942’de Afyon Lisesi Ortaokuluna girer, parasız yatılı sınavlarını kazanarak Bilecik ortaokuluna gider, 2. ve 3.sınıfı burada okuyarak 1944’te mezun olur. 1945-1946 yıllarında parasız yatılı olarak Kütahya lisesine devam eder, 1947’de mezun olur. Hüseyin Bayram, 1953’te Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin ilk mezunu olan 43 öğrenciden biridir. 1954’te askerlik görevini tamamlar.
Hüseyin Bayram1955-1961 yıllarında Adana İmam-Hatip Okulu, 1961-1965 Afyon Lisesi öğretmenliği; 1966-1967’de bir dönem Kayseri Yüksek İslam Enstitüsünde Müdür Yardımcılığı ve Arapça hocalığı; 1967-1970’de Afyon İmam-Hatip Okulu öğretmenliği yapmış, 1970-1980 yıllarında İzmir Yüksek İslam Enstitüsü Müdür Başyardımcısı ve İslam Ahlakı Öğretim Üyeliği yapmıştır.
Otuz beş yıllık görevi sonrasında 1980 yılında emekli olan Hüseyin Bayram vefat edinceye kadar Afyonkarahisar-Dervişpaşa Mahallesinde ikamet etmiştir.Çocukları Doktor Celal (ö.2016), emekli Vergi Müfettişi Alpaslan ve emekli Mülkiye Müfettişi Lütfi Bayram ile kızı Halime’dir.Hüseyin Bayram13.05.2020’de vefat etmiş, Kocatepe Asri Mezarlığı B Kapısı Pafta:9 Parsel:112’ye defnedilmiştir (https://www.afyonhaber.com/20062020-vefat-duyurulari, Erişim: 26.06.2026).
Hüseyin Bayram hocanın, Hakka Çağrı(Kanyıldız Matbaası,İzmir 1994, ss.230) adlı bir eseri bulunmaktadır. Eserini babası Hasan Efendi’ye ithaf etmiştir. Eserde unvanını “İzmir Yüksek İslam Enstitüsü emekli öğretim üyesi” olarak kaydetmektedir. Eser bir önsöz, bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde imanın esasları olan altı şartı, ilaveten İslam’ın beş şartı kelime-i şehadet, namaz, oruç, zekât ve haccı “dinimizin temel esasları” başlığı altında anlatmaktadır. İkinci bölümde “çok şümullü ve uyarıcı olan” diye nitelediği bazı ayetlerin ve bazı hadis-i şeriflerin manalarını vermektedir. Üçüncü bölüm ise bir lügatçe ve bibliyografyadan oluşmaktadır.
Hüseyin Bayram’ın Hakka Çağrı’sından Bazı Sözler:
“İnsanda, yatılıştan gelen, daima birbiriyle savaşan ve biri ötekinin tam zıddı olan iki his vardır”.
“İki his insanda doğuştan mevcuttur. Sonradan insanın gördüğü talim ve terbiyeye yani eğitim ve öğretime göre bunların ya ikisi birden gelişir veya birisi cılız kalarak hatta yok olarak diğeri iyice kuvvetlenir. Böylece çeşitli insan tipleri meydana gelir. Bu duygular iyilik ve kötülüktür”.
“Akıl, Allah’ın insanlara bahşettiği nimetlerin en büyüğüdür. Akıl, hayrı şerden, iyiyi kötüden, hakkı batıldan ayırt eden ve insana diğer varlıklar içinde çok yüksek bir mevki veren bir hassadır”.
“Akıl, körleri elinden tutacak adama, şaşırmış hastaları şefkatli tabiplere teslim eder gibi, bizi elimizden tutarak nübüvvete teslim eder”.
“Dinin gayesi, insanların maddi ve manevi bütün elem ve ıstıraplarını dindirmek ve onları gerek bu dünyada gerekse ahirette ebedi saadet ve selamete erdirmektir”.
“Din, insanları Hakka yöneltip yaklaştıran, kötülüklerden uzaklaştıran, dünya ve ahirette ebedi saadet ve selamete ulaştıran ilahi bir yoldur, ilahi bir nurdur ve ilahi bir kanundur”.
Hüseyin Bayram Hoca’nın Vücud (Varlık) hakkındaki bazı düşüncelerini verelim:
“Vücud sıfattır, Allah’ın varlığı demektir. Canlı ve cansız bütün varlık alemi, Allah’ın varolduğunu kesin olarak göstermektedir. Allah mutlak varlıktır. Yani varlığı başkasına bağlı olmayan, varlığı zatının gereği olan yegane gerçek varlıktır. Bu yüzden ona Vacibu’l-vücud (Zorunlu Varlık) denmiştir. Allah’tan başka diğer bütün varlıkların varlığı, Allah’a bağlıdır. Allah onları dilediği zaman vareder, dilediği zaman yok eder. Bu sebeple onlar, gölge misali gerçek olmayan geçici varlıklardır ve onlar asla mutlak değillerdir”. Anlaşılmaktadır ki her şey ve her insan vücud ile vardır.
Vücud konusunda geleneksel kelam ve akait bilgilerini tekrarlayan Hüseyin Bayram Hoca, varlıkla ilgili zat-sıfat ayırımının Allah için söz konusu edilip edilemeyeceği meselesine kısaca girdikten, Mutezilî ve Haşvî görüşleri aynılık ve ayrılık bağlamında belirttikten sonra Varlık (Vücud) sıfatının, bütün sıfatların aslı olan “Zâtî” bir sıfattır görüşünü belirtir ve bazı ayetleri delil olarak vererekkonuyu Allah’ın “gizlilik” sebebi meselesine getirir ve şu soruyu sorar:
Soru: “Acaba Allah, neden, kendi varlığını hiç kimsenin inkâr edemeyeceği bir şekilde açıkça ortaya koymamıştır?”.
Cevap: “Kanaatimce bu sorunun cevabı şudur:Çünkü Allah, insanları iyilik ve kötülük yapmakta hür kıldığı gibi, inanıp inanmamakta da hür kılmıştır. Bu yüzden onları mecburi inanca sevk etmemek için kendi varlığını, inkâr edilmeyecek bir tarzda tıpkı bir güneş gibi açıkça ortaya koymamış; bilakis kendisini, dikkatle bakılmadıkça kolay kolay görülemeyecek bir şekilde, adeta bir gizlilik perdesine bürümüştür ve böylece insana, inanıp inanmama hürriyeti vermiştir.İşte gizliliğin hikmeti budur. Kimbilir! Belki de bizim bilemeyeceğimiz daha başka nice hikmetler vardır. Bunları ancak kendisi bilir.
Yazımızı Allah’ın hem gizli hem apaçık oluşuyla ilgili şu ayetle tamamlayalım:
“O ilktir ve sondur. Zahirdir ve batındır ve O her şeyi bilir (Hadid Suresi, 3)”. Hüseyin Bayram’ın açıklaması: “Yani O her şeyden önce vardı ve her şey yok olduktan sonra O yine kalacaktır. Varlığı apaçıktır ve Zatı gizlidir”.
Allah merhumHüseyin Bayram Hoca’yarahmet eylesin, cennetiyle mükafatlandırsın.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!