Doğa koruma doğayı koruyamıyor

İsmail Ögeday profil fotoğrafı
2026-09-08 14:53:53 Yayınlanma

Bazen bir fotoğraf, yüzlerce kelimeden daha fazlasını anlatır.

Geçtiğimiz günlerde usta gazeteci ağabeyimiz Fevzi Şen’in gündeme taşıdığı 26 Ağustos Tabiat Parkı’nın görüntülerini görünce insanın ister istemez içi burkuluyor.

Çünkü burası sıradan bir alan değil.

Afyonkarahisar-Antalya karayolu üzerinde bulunan, yıllar boyunca vatandaşların ailesiyle birlikte piknik yaptığı, dinlendiği, doğayla baş başa kaldığı bir tabiat parkından söz ediyoruz.

Peki bugün ne durumda?

İddialara ve kamuoyuna yansıyan görüntülere bakılırsa bakımsız, ilgisiz ve adeta kaderine terk edilmiş bir alanla karşı karşıyayız.

Şimdi sormak gerekiyor:

Biz bu şehrin değerlerine ne zaman sahip çıkacağız?

Bir zamanlar hayat vardı

26 Ağustos Tabiat Parkı’nı bilenler hatırlayacaktır.

İnsanlar ailesini alır, buraya gelir; çocuklar doğayla iç içe vakit geçirir, vatandaşlar kamelyalarda oturur, kuş sesleri arasında dinlenirdi, çayını yudumlardı.

Bugün ise  içerisinde bulunan göletin kuruduğu, kamelyaların kırılıp döküldüğü, ağaçların kurumaya yüz tuttuğu bir alan konuşuluyor. Hatta bölgedeki doğal hayatın bozulmasının boyutunu anlatmak açısından ağustos böceklerinin bile bölgeyi terk ettiği ifade ediliyor.

Bir düşünün... Burası doğa koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürlüğünün koruması altında ama Doğa Koruma maalesef doğayı koruyamıyor.

Kuşların yaşam alanı olan gölet kuruyor. Ağaçlar kuruyor. Kamelyalar parçalanıyor. Doğal hayat bölgeyi terk ediyor.

Biz ise seyrediyoruz.

İşte asıl sorgulanması gereken nokta tam da burası.

Kim sahip çıkacak?

Gazeteci Fevzi Şen’in yaptığı haberin ardından konu yeniden kamuoyunun gündemine geldi.

Şen, başta Afyonkarahisar Valimiz Sayın Dr. Naci Aktaş olmak üzere milletvekillerini, siyasi parti il başkanlarını, bürokratları ve basın meslek örgütlerini göreve ve duyarlılığa davet etti.

Ben de bir gazeteci olarak bu çağrının sonuna kadar arkasındayım.

Çünkü mesele ne Fevzi Şen’in meselesidir ne de benim meselem.

Bu mesele Afyonkarahisar’ın meselesidir.

Bu şehirde yaşayan herkesin meselesidir.

Çocuklarımızın, yarınlarımızın meselesidir.

Elbette kuraklık gibi doğal şartların etkisini kimse görmezden gelemez. Ancak bir tabiat parkının sadece yağmur yağmasını bekleyerek ayakta tutulamayacağı da ortadadır.

Bakım yapılması gereken yerler varsa yapılmalı.

Tahrip edilen alanlar onarılmalı.

Kuruyan ağaçlarla ilgili gerekli çalışmalar gerçekleştirilmeli.

Göletin durumu bilimsel ve teknik olarak incelenmeli.

Doğal yaşamın sürdürülebilmesi için gereken tedbirler alınmalı.

Ve en önemlisi...

Bu alanın yeniden insanların nefes alabileceği bir yer haline gelmesi sağlanmalı.

“Ekstra bir şey istemiyoruz”

Aslında vatandaşın istediği çok büyük yatırımlar değil.

Kimse buraya lüks tesisler yapılsın, milyonlarca lira harcansın demiyor.

İstenen çok basit:

Mevcut değerimizi koruyalım.

Elimizde olanı kaybetmeyelim.

Bugün kırık bir kamelyayı onarmak belki küçük bir iş gibi görünebilir.

Kuruyan bir ağacın yerine yenisini dikmek de öyle...

Ama bunların tamamı bir araya geldiğinde ortaya bir şehir değeri çıkıyor.

Eğer bugün “Bir şey olmaz” diyerek bakarsak, yarın elimizde korunacak bir tabiat parkı bile kalmayabilir.

Doğa bize miras değil, emanet

Bence asıl mesele burada başlıyor.

Doğayı yalnızca bugün kullanacağımız bir alan olarak görmemeliyiz.

Bizden önce vardı.

Bizden sonra da var olması gerekiyor.

Çünkü çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miraslardan biri beton binalar değil; temiz hava, yeşil alanlar, yaşayan ormanlar ve korunmuş doğal güzelliklerdir.

26 Ağustos Tabiat Parkı da bu anlamda sadece ağaçlardan, kamelyalardan ve bir göletten ibaret değildir.

Burası Afyonkarahisar’ın doğal zenginliğidir.

Ve doğal zenginlikler, kaybedildikten sonra yerine konulması kolay değerler değildir.

Yetkililere açık çağrı

Buradan bir kez daha başta Sayın Valimiz Dr. Naci Aktaş olmak üzere milletvekillerimize, siyasi parti il başkanlarımıza, ilgili kurum ve kuruluşların yöneticilerine ve Doğa Koruma ve Milli Parklar yetkililerine sesleniyorum:

Lütfen 26 Ağustos Tabiat Parkı’nı bir kez daha görün.

Gidin, yerinde inceleyin.

Vatandaşın şikâyetlerini dinleyin.

Parkın bugününü ve yarınını değerlendirin.

Gerekirse ilgili kurumları bir araya getirin ve bu alan için bir çalışma başlatın.

Çünkü bazen bir yeri kurtarmak için devasa projelere değil, sahiplenmeye ve sorumluluk almaya ihtiyaç vardır.

Gazeteci Fevzi Şen’in bu konuyu gündeme taşımasını da bu açıdan önemli buluyorum.

Basının görevi sadece olup biteni yazmak değildir.

Bazen unutulanı hatırlatmak...

Bazen görülmeyeni göstermek...

Bazen de yetkililere “Burada bir sorun var” demektir.

26 Ağustos Tabiat Parkı konusunda yapılan da tam olarak budur.

Şimdi söz yetkililerde.

Bu şehirde yaşayan insanların ortak değeri olan 26 Ağustos Tabiat Parkı kaderine terk edilmesin.

Bugün sahip çıkalım ki yarın çocuklarımıza “Bir zamanlar burada güzel bir tabiat parkı vardı” demek zorunda kalmayalım.

Çünkü doğa bize ait değil.

Biz doğanın sahibinden çok, emanetçisiyiz.

Ve emanet, sahibine teslim edilene kadar korunur.

26 Ağustos Tabiat Parkı’na sahip çıkmak, aslında Afyonkarahisar’ın geleceğine sahip çıkmaktır.

Yorumlar
En az 10, en fazla 1000 karakter
En az 2, en fazla 50 karakter
ZCL25
Güvenlik kodunu büyük-küçük harf duyarlılığı olmadan yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yazarlarımız ve Son Makaleleri