Bugünkü yazıma başlamaya hazırlandığım bir esnada çalan telefonuma baktım. Gelen numaranın rehberimde olmayan ama gizli olmadığını görünce açtım
Bir bayan ve telefonumu bir yakınından aldığını belirtip, rahatsız edip, etmediğimi bir hayli tereddütlü ama nazikçe soruyordu.
'Hayır. ne rahatsızlığı lütfen rahat olun buyurun..' diyorum.
Tereddütle aradığı telefondaki sesimin verdiği güvenle konuşmaya başlayan Çıldırlı kadın, evli ve 3 çocuk annesi olduğunu, midesinin yarısı olmayan eşinin sanalda paylaştığı bir fikri ardından aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaretten dolayı hapiste olduğunu belirtirken kendisinin de bir dönem mahalle muhtarlığı yaptığı ve kendisini görsem tanıyacağını söylüyordu.
Ve haberimde kullanıp, kullanmayacağını sorduğumda tabi ki' diyen, okula başlayacak olan üç çocuğun annesi Esra Kuzey isimli eski muhtarı dinlerken kendi fakir halimi unutup, yutkunuyordum.
Çünkü karşımdaki kadın, eski muhtarın Çıldır Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma yani kısa adı SYDV'den yardıma muhtaç bir durumda olduğunu ve çalışmak için İş-Kur'a başvurduğunu ancak kendisi gibi bir çok insanın bazı siyasilerin ve kamu kurum amirlerinin işaret sonucu elendiklerini anlatıyordu.
Gündemi kaçırmama adına içinde olduğumuz ilk haberi verme telaşı ile kaçırdığımız asıl gündemin yoksul halkın gündemi olduğunu beni yerimde donduran, boğazımı düğümleyen Çıldır'dan gelen telefon konuşmasını bitirdikten sonra geri dönüp, düşünceli bir halde bölge ve ülke siyasilerinin gündemine bakıyordum.
Ve başta son adı 'çerçeve yasası' denen süreçte kuyruğunu bağlandığı söylenen atı alanın bir kez daha Üsküdar'ı geçmek için ortaya koyduğu çabalarına bakınca göz göre göre adeta değil alenen gasp edilen İstanbul Üsküdar Belediyesinde yaşananlar karşısında donup, kalıyorum.
Yazımı bırakıp, balkona çıkıp sigaramı yakıyor, bir hayli soğumuş çayı yudumlamaya çalışırken ülkenin neden bu kadar acımasızca hırpalandığını kara kara düşünürken bu kez whatsapptan arayan bir dostun telefonuyla kendime gelip, isteksiz bir halde 'Alo diyorum.
Çıldır'da ki yürek acıtan telefondan sonra beni Ardahan merkezden arayan dostu dinlerken az önce hava almak için çıktığı balkondan birileri gibi daha da aşağıya düşmemek için direnip, yere çöküyorum. Çünkü bu kez arayan arkadaşım Ardahan'da bir katiplik sınavı yapıldığını ve bu sınavda mevcut partinin üst düzey yetkili birinin eşinin de olduğunu ve pazartesi açıklanacak olan listede adının yayınlayacağını geriye kalan 20'sinide dayısız olmadıklarını söylüyordu.
Aynı dostum Ardahan'da ki inşaatçıların bağış keyfiyle Ardahanlı bir siyasinin yakını olan Oltu'da ki kum ocağında getirdikleri kumlarla, Posof'taki ruhsatsız beton santralinden getirilen betonla zaten alt üst olmuş kaldırım ve yolları iyiden iyiye bozduğunu bunları denetlenmesi gereken kurumun birine, çerçeve yasacı değil, depreme dayanıklı olmadığı için kendinse yer arayan ve bir otele taşınmaya çalışan Ardahanlı çevre müdürlüğüne yine Ardahanlı siyasilere yakın olan dostlarının çoluk çocukları olan 3 bayanın sesiz, sedasız işe alındığını söylüyordu.
Evet, 10 yıldır hapiste olan ve AYM, AHİM hatta yerel mahkemelerin kararlarına karşın Demirtaş'ın son mektubundaki satırlarının arasına sıkıştırdığı rahatsızlıklarına katılan bir Kürt olarak sürece dönmek isterken bu kez kendi kendime frene basıp, 'Bu parti de bunlar ne alaka..' dediğim ve yapıldığı söylenen kongrede aynı yerde kalıp, sonrasında katıldığı ve Göleli hemşerim, meslektaşım Dilek Odabaş'ın sunduğu bir tv programında sorulan sorulara bol bol 'Eeee. eeyy' deyip, ne kadar zorda olduklarını ortaya koyan ve benim TEMPO TV'deki 'Gazetecilerle Gündem' adlı canlı yayın programıma karlan HDP eski eş Başkanı Ardahanlı Serpil Kemalbay gibi kaçamak cevaplarını doğadan, ekolojiden sözde emekten bahsedip, saklamaya çalışırken asıl sorun Kürt sorunundan bahsetmekten kaçan Saruhan gibilerinin ve İmralıcılar tarafından hain ilan edilmekten çekinip, aylardır olduğu gibi bu gündemi yine erteleyip, es geçmeye çalışıyorum.
Çünkü aynı programa katılan gazetecilerde bolca 'eyy, eeeeeee' şeklînde sorular sorarken sürecin ve Serhatspor'un kongresi gibi al acele yapılan kongrenin ne kadar hassas pardon inandırıcı olmadığını ima etme telaşı taşıyorlardı
Bu kez şu bizim Ziraat Kupasından olan ardından BAL ligine katılamayan Serhat Ardahanspor gibi alel acele kongreye giden ve benim içine helvacıların sızdığı iddia ettiğim, tabanının büyük kesiminin ise mevcut iktidarın uydusuna girdiğine işaret ettiğim hewalllı DEM'in kongresinin hemen ardından bir habere rastlıyorum.
Ki o haberinde şu bizim havuz medyanın başını çeken A haberini haberlerinde daha çok gülünçtü.
Çünkü, hemşerim, Göleli iş insanı Ertan Hamitoğlu'nun da 'PM'ye seçildim' diye sevindiği DEM'in kongresinden hemen sonra yeni bir kongre yapılacağını ve bu kongrede Demirtaş'ın yeniden eş başkan olarak seçileceğini söylüyordu.
Yani devam ettiği söylene süreçte, yapılan kongrede adı doğru dürüst ağza alınmayan ve neden bırakılmadığını, CHP ve YP' Belediyelerine yapılanlara, geniş kapsamlı bir affı yüksek sesle söyleyemediklerinden benim gibi Demirtaş'ı sevenlerin ve ilk seçimde bunlara oy vermeyecek olanların gazını almaya çalışıyorlardı.
Ve yine kendi gündemime, Ardahan haberlerine geri dönüp, bekleyen başlıkları haberleştirmeye çalışırken bu kez okul kapatarak 2026-27 eğitim/öğretim sezonuna hazırlanan okulların başına gelen Erzurumlu müdürümüzün de yine bir siyasinin yakını olduğunu öğrenip, şu 5 bin köpeğin kayıp olduğu söylenen Ardahan valiliğinin, özel davası için Erzurum mahkemesine başvurduğu söylenen Genel Sekreterin sorumluğunda olan ve ayda 10 milyon mama parası harcandığı, bu nedenle son kaç aydır beton yol başta olmak üzere köy ve yayla yollarını yapmadığını gördüğümüz Özel İdarenin battığı, parasız kaldığı ileri sürülen Çıldır yolu üzerindeki hayvan barınağını 2 müfettiş tarafından baskına uğradığını haber alıyorum.
Tabi, aylar önceden 'adayız' diyen ama son bir kaç aydır sus-pus olan ve sanki aday olmayacaklar gibi görünen Sabahattin Gündoğdu ile Kenan Yıldız'ın önümüzdeki günlerde yapılmasını beklediğimiz Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası seçimi ile birlikte kuruluşunda bir hayli payım olan Ardahan Barosu'nunda kongre kararı aldığını ve genç Avukat Sinan Gelturan Yılmaz'ın 2 dönemdir başkan olan Avukatla yarışacağını unutmuyorum.
Ve ben de, 7 HES Barajının olmasına karşın neden baraj balıkçılığı yapılmadığını merak ettiğim ve Şavşat Karagöllü kıskandıran Posof Gölleri gibi unutulan, sınırları içinde balık tutmanın serbest, olan Gürcistan ile ortak olan ama bizim sınırımızda kalan bölümünde balık avlamanın yasak olduğu Aktaş isimli gölü de olan Ardahan'da gökkuşağı alabalığı için ortasına kurulan kafes balıkçılığını başarısız olduğu Çıldır Göllü Ardahan'da, Bakü'ye içme suyu olan Kura nehrine 300 bin Sazan yavrusun bırakıldığı haberini alıyordum.
Göle'den sonra Hanak'ta da katliam denecek derecede orman kesiminin devam ettiği ve Avukat oğlu avukatlığı bırakıp, müteahhitliğe soyunduğu Belediye Başkanının başında olduğu Hanaklıların, Göleliler kadar ses çıkarmadığı ve yine aynı Hanak le Damal arasında yol genişletme adı altında Hanak festivalinde yapıldığı alanında bulunan sarı çamlarında vahşice devrildiğini haber aldığım memleketim Ardahan'ın yerel gündemi ile hızla akan ülke ve dünya gündemi kaçırmama telaşıyla yerinde donup, kalmamak..' için dağılan kafamı toparlanmaya çalışırken yazımın yine uzadığını da hissediyordum..
Ve iki değerli başkanın vefatı ardından başsız kalan Ardahan ve Göle Ziraat Odlarının da seçime gidip, gitmeyeceklerini düşünerek Ardahan'daki bu seçimlerle ilgili ve diğer yeni haberlerime geçerken, sizlerin de de bu yazıyı okuduğunuz sırada 'Genel Başkanların Ardahan ziyaretleri seçim işareti mi?' diye manşet attığımız, Deva ve Saadet Partisi Genel Başkanları sonrası Yeni Parti'nin Genel Başkanının da Ardahan'a geleceğinin ilk haberi vermeye yarışını diğer meslektaşlarımdan bir adım önden veriyordum.
Ardahan'da olacak olan Yeni Parti'nin Genel Başkanı Özgür Özel'n alttan alta Mutlak Butlanlı CHP'yi Ardahan'da dizayn etmeye çalışan Ensar Öğüt'ün otelinde değil, farelerin bastığı söylenen ve borcu dolayısıyla yapmacı firma ile mahkemelik olan türkücü beldeye başkanının başında olduğu Ardahan Belediyesinin üzerinde şow yaptığı Bungalov evlerde kalacağından gündemi kaçırmama telaşı içinde öğrenip, İran ile Amerika savaşının da Rusya-Ukrayna ve Gazze gibi gündemde düşse de zaten yerlerde sürünen (!) Almanya ekonomisini akaryakıt pompaları aracılığı ile vurmaya devam ettiğinde görüyordum .
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!