Kürtler ve Aleviler..

Fakir Yılmaz profil fotoğrafı
2026-09-03 16:36:00 Yayınlanma

Evet, 36 yıldan fazladır takibe alıp, iyisiyle, kötüsüyle yaşananları haberleştidiğimiz Ardahan'da yaşananlarla ilgili sesli haber verme cabamız olan sanal ARDAHAN RADYO çalısmamız dolayısıyla bir kaç gün hatta haftadır ulusal gündemle ilgili günlük yazılarımı aksatıp, bu köşemde yazı yazamadığım gibi yerel gündem ile ilgilide çok yorum yapamadığımı fark ettim.


Ve notlarım arasına aldığım konularında bir hayli biriktiğini de görüyor, son dakika haberlerini de atlamadan çaldıklarıyla  yerlerde sürünen (!) Alamanya:ya kaçmaya çalıştığı iddia edilen İ. Gökçek'in, Damal ilçemiz gibi Alevi kültürü ile yoğrulan Tunceli (Dersim) vilayetinin tutuklanan eski valisinden sonra yine taklacı ve eski diye bilinen eski İçişleri Bakanı gibi ifadeye çağrılması, Ardahanlı hemşerim Ulaştırma Bakanlığı yaptığı Kıbrıs'tan sonra 2 yıldır tutuklu olan ve 'Atı alana Üsküdar'ı geçirtmemesininin bedelini ödüyor' denilen İmamoğlu'nu hatırlatan geminin Silivri'de batması gibi bir çok konuyu hem haber yapıyor hem de yeniden gözden geçiriyorum.. 


Vatandaşa ... edeceğiz diyen ve İ. Melih gibi yurt dışına para kaçırdıkları pardon yatırım yaptıklarıyla eleştirilen müteahhit tayfasının da derneklere kadar gelen 'kayyum' korkusuyla bir hayli sindiğini de gördüğüm şu günlerde bu müteahhitlerden aşağı kalmayıp, 'Hele takla at göreyim' diyen bakanın da adını aldığı Kürt İdrisin de  adına Çerçeve yasa' denen sürecin tartısmalarının üst sırasına çıktığını ve sol cenapça bir hayli tartışıldığını izliyordum..


Evet, :sol' dememin nedeni ağırlıkta solcu olan Kürtler ve Aleviler olduğunu ama her iki halkında dini inançları konusunda muhafazakar denenlerde hiçte aşağı kalmadıklarını buraya not düşüp, yazıma devam edeyim derken şu tartışılmaya devam edilen İdris'in kim olduğuna bakalım mı?
Baktığımıza ise; 
'İdris-i Bitlisî veya Bitlisli İdris  1452–1457, Bitlis – 1520, İstanbullu bir Kürt kökenli bir kişi ve Osmanlı devlet adamı, tarihçi ve edebiyatçı olduğunu görüyoruz..


Özellikle Hz. Yuşa'ın türbesinin olduğu Beykoz'da seyre doyamadığım o çiçeklerini koklamayı  özlediğim  tepede izlediğim ve  Üsküdar belediyesine yönelik yeni bir kayyum, siyasi oyununun oynandığı söylenen İstanbul'un 3. köprüsüne adı verieln Yavuz Sultan Selim devrinde Osmanlı İmparatorluğu'nun doğu siyasetinde önemli rol oynadığını da yazan o tarihten bugüne insanlara yaşatılan acıları da sızlayan kalbimle bir kez daha hissediyordum..


Evet, her iki ezilen halkı karşı karşıya getiren son gelişmeler baktığımızda ise ilk kılıcı pardon kalemi kimin çektiğine bakınca kendilerine 'Aydın' diyen ve çoğu Kürt partisi diye söylenen parti de milletvekili olmuş, yer bulmuş olan 53 kişinin imzalı bildirisini yer yer Bakırhan'ın dediklerini teyit ederek, birkez daha okuyordum..


Bu arada Şeytanın avukatlığına soyunup, 
'niye 50 veya 550 değilde, 53 diye?' de merak edip, düşününce 'Çerçeve yasa' nın başarıya ulaşması için Üsküdar'dan geçemeyen ama sanki geri alınacak olan Atın kuyruğunu toparladıklarını belirten Erdoğan'ın memleketinin plakasının 53 olduğunu da nedense anımsıyordum..
Neyse ulusal konular denen buraları geçip, yerele döndüğümde ise memleketim Ardahan Alevi kültürü ile yoğrulmuş olan ve Ardahan merkezde bir Cem Evi isteyen Damak ilcesinin belediye başkanın da aynı konuya endekslendiğini görüyor, bizim, reklam isterken 'yerelden ulusala özgür  gazetecilk' yerinde sloganımızıda hatırlıyordum..


Çünkü safkan bir Alevi olan Damal Belediye Başkanı Kemal Çamlıyurt'un, 'Bu da Damal’ın imzasıdır.. BİZ ALEVİLER, BARIŞIN NESNESİ DEĞİL, ÖZÜYÜZ!' başlığıyla, www.kuzeyanadolugazetesi.com adlı haber sitesinde haber olan ve
Alevi kimliği üzerinden yapılan ve tarihsel gerçekliği bağlamından koparan bazı değerlendirmelere ve yönteme itiraz ettiğini,
Alevi toplumunun homojen bir yapı olmadığını vurguluyordu.


Ve bugünki Kürt-Alevi gerginliği misali zaman zaman karşı karşıya gelen ama memleket, hak, hukuk deyince aynı dinde, dilde buluşan memleketim Ardahan'a komşu olan Karslı DEM eş başkanı Bakırhan'ın açıklamarında doğru dediğim gibi Alevi başkanın dediklerine de imza atıyordum..


Çünkü, Alevi Damal'ın Belediye Başkanı Çamluyurt'un barışın tesisi için "rızalık" prensibinin ve eşit yurttaşlık haklarının temel alınması gerektiğini savunurken, ondan çok diline, 'bilinmeyen' denen Kürt meselesinin çözümü ile Alevi haklarının birbirine rakip değil, aksine ortak bir demokratik zeminin tamamlayıcı parçaları olduğu ifade etmesi çok çok önemliydi.
Neden mi?


Çünkü her iki halkında  yaşadıklarını, istemlerini bir Kürt olan bende Çamlıyurt kadar biliyor ve çatıştırılmak istenen halkları, Kürt, Türk, Alevi, Sünni demeden etraflarına sarılan çerçeveyi aşmaları için birlikte hareket etmesi gerektiğini unutulmamasını istiyordum..
Ha Yavuz Sultan döneminde Osmanlı ile iş birliği yaptı, Sultan'a akıl, fikir verdi denen 'İdris-i Bitlisî:yi tartışacaksak Alevilerin Kürtkerden daha çok sevdikleri Atatürk'ü ve kızım dediği ilk kadın pilotun Desim'e yaptığı uçuslarıda gelin tartışalım derim..
Ama geçmişe takılı, düşmektense el ele verip, birlite yürüyelim demek varken niye derim..

Yorumlar
En az 10, en fazla 1000 karakter
En az 2, en fazla 50 karakter
E6CAK
Güvenlik kodunu büyük-küçük harf duyarlılığı olmadan yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yazarlarımız ve Son Makaleleri