EDEP YAHU
İhsaniye’nin yirmi kilometre kadar kuzeyinde Döğer kasabasına komşu Afyon ile Kütahya sınırında bulunan Seyit Cemal Sultan türbesini ziyaret ettik. Bize çok yakın olmasına rağmen yıllardır ihmal ettiğimiz bir ziyaretti bu. Hazret 13. Ve 14. Yüzyıllarda yaşamış. Kapısındaki kitabede “Peygamber Efendimizin 16. torunu olup Musa’i Saninin oğludur.” diye yazmaktadır.
Hacı Bektaşi Veli’nin müridi ve halifesi olduğu rivayet edilir. Bahçe kapısından içeri girdiğimizde duvarda Hacı Bektaşi Veli’nin Seyit Cemal Sultan için söylediği rivayet edilen “CEMALİMSİN CEMALİM, KEMALİMSİN KEMALİM” levhası karşıladı bizi. Temiz ve bakımlı bahçenin yukarısında küçük kubbeli bir yapının alçak kapısında “EDEP YAHU” yazıyordu. Derin anlamlar içeren bir manzara. Kapı oldukça alçak. Eğilmeden geçemezsiniz. Yani zarar görmemek için edeple girmek lazım kapıdan. Dergâha girerken eğilip sağ elini kalbine koyup saygıyla makamı selamlar gibi eğilerek aşağı doğru bir iki basamak indikten sonra giriyorsunuz türbeye.
Ziyaret ettiğim birçok türbede edepten bahsedilir. Ziyaretçiye “edep” telkin edilir. Çünkü İslam’ın özü edeptir. Mehmet Emin Tokadî Hazretlerinin İstanbul’da Zeyrek Mahallesinde bulunan türbesinde “EDEPLE GELEN LÛTUFLA DÖNER” diye yazmaktadır. Bizim Yunus da şöyle demiş:
“Gezdim Halep ile Şam’ı
Eyledim ilmi talep
Meğer ilim bir hiç imiş
İlla edep illa edep”
Ne güzel söylemiş Yunus. İslam’ın ve tasavvufun özetini birkaç mısrada ifade edivermiş. İlimsiz tasavvuf olmaz. Peki ilim yeter mi? Yetmez efendim. Amel de gerekir. İlim kalbe inmeli davranışa dökülmeli. Amel yeter mi? O da yetmez! Amelde ihlas olmalı. Peki bütün bunlar bir Müslümanda nasıl görünür? Yunus’un dediği gibi “İLLA EDEP İLLA EDEP”
Peygamber Efendimiz “Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” derken Müslüman’ın edepli olması gerektiğini vurgulamıştır. Eğer edep yoksa bir insanda kibir vardır. Büyüklenme vardır. O da şeytandandır. Rabbimiz insanı yarattığında meleklere “Adem’e secde edin!” emrini vermiş, bütün melekler secde ederken yalnız iblis kendisinin ateşten yaratıldığını Adem’in ise çamurdan yaratıldığını söyleyerek üstünlük taslamış, büyüklenmiş, Adem’e secde etmemiş, edepsizlik etmiş ve ilahî rahmetten kovulmuştur.
Etiketimiz, sıfatımız, adımız ne olursa olsun davranışlarımızda kibir kokusu varsa ziyandayız efendim. “Ben, sadece ben. İllaki ben…” demekten vazgeçmediğimiz, yaptıklarımızı Allah rızası dışındaki maksatlarla yaptığımız müddetçe zarardayız efendim. Ölçümüz aleme göre değil Allah’a göre olmalı. “Alem ne der?” değil “Allah(cc) ne der?” diyebilirsek davranışlarımız edep dairesine girer. Ahlaklı, edepli bir insan oluruz. Aksi takdirde şeytandan bir farkımız kalmaz.
Biz de edeple eğilerek girdik Seyit Cemal Sultan’ın kapısından. Avlusundaki sudan içtik kana kana Allah’ın izniyle şifa olsun diye. Huzur-u kalp ve kemali edeple ayrıldık türbeden. Ziyaretten geriye kapıdaki “EDEP YAHU” sözü kaldı ve işledi içimize. Rabbim Peygamber Efendimizin ve bütün Allah dostlarının şefaatine nail eylesin cümlemizi.