EĞİTİME BAKIŞIMIZ....

Fehmi Sağbilge profil fotoğrafı
2026-09-11 17:30:00 Yayınlanma

“Faydalı İlim”, “Kaliteli Eğitim” nasıl gerçekleşir.?

    İyi insan yetiştirmek , faydalı ilim ve nitelikli ve kaliteli bir eğitim anlayışıyla mümkündür.

İlim, insanı cehâletten kurtarır.
 İnsan kendisini, hayatını ve varlığını ilim sayesinde anlar.  Hakikat, adalet, merhamet ve gerçek güzellikler ilim ile değerini bulur.

İslam ilme önem verir. İlim ile insan Allah'ı tanır, hakikate yönelir.
Gerçek ilim  kişiyi Rabbı'na yönlendirir.

 İslam’ın ilme verdiği değeri yalnızca dinî bilgilerle sınırlamak doğru değildir. İnsan hayatını kolaylaştıran, hastalıkları tedavi eden, güvenli yapılar inşa eden, üretimi artıran, tabiatı koruyan, adaleti ve toplumsal huzuru güçlendiren her türlü faydalı bilgi, insanlığın hayrına kullanıldığı takdirde anlam kazanır.
İslam medeniyetinde  ve kültürümüzde ilim, irfan ,bilgi ,amel gibi kavramlara çok rastlanır.
Tarih boyunca, Kur’an, hadis, tefsir, fıkıh, akâid, kelam ve tasavvuf gibi vahiy ve dinî kaynaklı ilimlerin yanında; matematik, astronomi, tıp, fizik, kimya, mantık, felsefe, tarih, coğrafya gibi akıl ve gözleme dayalı ilimler daima önemini korumuştur. 

Bir insan çok şey bilebilir. Fakat bildikleri onun davranışlarına yansımıyorsa,bilgi var fakat amel yoksa, bilgi insanı daha âdil, daha merhametli, daha dürüst ve daha sorumlu bir insan hâline getirmiyorsa, o bilginin insanı olgunlaştırması mümkün değildir. 

Bu açıdan bakıldığında ilim ile amel, bilgi ile ahlâk birbirinden ayrı düşünülemez.
Kur’an-ı Kerim’de, “__Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu__?” buyurulur. (Zümer, 39/9) Buradaki bilmenin yalnızca zihinsel malumat biriktirmekten ibaret olmadığı açıktır. Kur’an’ın genel ölçülerinde bilginin üstünlüğü, insanı hakikate ulaştırması ve davranışlarına yön vermesiyle anlam kazanır.

Nitekim Kur’an’da, _“Allah katında sizin en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.”_ buyurulur. (Hucurât, 49/13)
Demek ki insanı değerli kılan yalnızca ne kadar bildiği değil, bildikleriyle nasıl bir insan olduğudur.

Bilgisi çok olduğu hâlde kibirlenen, haksızlık yapan, adaletsizliği alışkanlık hâline getiren bir insan ile bilgisi sınırlı olduğu hâlde bildiği doğruları samimiyetle yaşayan, adaletli, merhametli ve insanlara faydalı olmaya çalışan bir insan arasında önemli bir fark vardır.

Bu nedenle eğitimin amacı yalnızca “bilen insan” yetiştirmek olmamalıdır.

Asıl mesele, bildiğini doğru yerde kullanan, bilgiyi hayra dönüştüren, sorumluluk sahibi, ahlaklı ve insanlığa faydalı insan yetiştirmektir.
Faydalı İlim, özü itibarıyla kıymetlidir. Fakat bilginin kullanım amacı onun değerini belirleyen önemli unsurlardan biridir.
İnsana ve topluma zarar veren, zulmü, şiddeti, fitneyi, haksızlığı ve ahlaki yozlaşmayı besleyen bilgi ve becerinin sırf “bilgi” olduğu için yüceltilmesi  uygun değildir.

Aynı şekilde bilginin kibir, riya, üstünlük taslama veya yalnızca maddî menfaat elde etme amacıyla kullanılması da ilmin ruhuyla bağdaşmaz.

Hz. Peygamber’in, “Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım.” şeklindeki duası, bilginin insan hayatındaki amacına dair son derece önemli bir ölçü ortaya koymaktadır.

Öyleyse mesele yalnızca “Ne biliyoruz?” sorusu değildir.

Asıl sorulması gereken şudur:
Bildiklerimizi ne için kullanıyoruz?
Bilgimiz bizi insanlara faydalı olmaya mı, yoksa başkalarına üstünlük kurmaya mı yarıyor?
Bizi adalete mi, yoksa çıkarcılığa mı yöneltiyor?
Bizi tevazuya mı, yoksa kibir ve gurura mı sürüklüyor?

İşte faydalı ilim ile kuru malumat arasındaki fark buradadır.
 
İlimden İrfana
Çağımızın en önemli problemlerinden biri bilgiye ulaşamamak değildir. Tam tersine, insanlık tarihinin hiçbir döneminde bilgiye ulaşmak bugünkü kadar kolay olmamıştır.
Fakat bilgi arttığı hâlde yalan, haksızlık, bencillik, israf, şiddet, açgözlülük ve adaletsizlik ortadan kalkmıyorsa burada düşünmemiz gereken önemli bir mesele vardır.

Demek ki bilgi tek başına insanı iyi yapmaya yetmemektedir.

Bilginin hikmete, hikmetin irfana, irfanın güzel ahlaka, güzel ahlakın da karaktere dönüşmesi gerekir.

Bilgi zihne ulaşır; fakat insanı değiştirebilmesi için kalbe ve davranışlara da ulaşmalıdır.
Bu sebeple çağımız insanının ihtiyacı yalnızca daha fazla bilgi değil, bilgiyi hayra yönlendirecek hikmet ve güzel ahlaktır.

Hz. Peygamber’in, “Her doğan fıtrat üzere doğar; sonra anne-babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” anlamındaki hadisi, eğitim açısından da önemli bir mesaj taşımaktadır.

Çocuk, doğuştan getirdiği merak, sevgi, iyilik, temizlik, adalet ve hakikati arama duygularıyla dünyaya gelir. Ancak onun karakterinin şekillenmesinde ailesi, çevresi, eğitimi, dili, kültürü ve içinde yaşadığı toplum büyük rol oynar.
Bu nedenle eğitim, çocuğun fıtratını zorla değiştiren değil; iyiliğe, doğruluğa ve hakikate yönelme kabiliyetini koruyup geliştiren bir süreç olmalıdır.
Çocuğun eğitimi yalnızca okulun görevi değildir.

Aile, öğretmen, okul, çevre, medya, arkadaş grupları ve dijital dünya çocuğun karakterinin oluşmasında etkili olan unsurlardır.

Bir çocuğa doğruluk öğretilirken evde yalan söyleniyorsa; adalet anlatılırken haksızlık yapılıyorsa; merhametten söz edilirken şiddet ve nefret dili kullanılıyorsa; kanaat öğretilirken israf ve aşırı tüketim teşvik ediliyorsa, verilen eğitimin adı ne olursa olsun istenilen sonuca ulaşmak mümkün değildir.
Çünkü çocuk çoğu zaman söyleneni değil, gördüğünü öğrenir.
Bu sebeple iyi insan yetiştirmenin en etkili yolu, çocuğa sürekli “iyi ol” demekten önce  İYİ. ÖRNEK olmaktır.


Nitelikli eğitim, sadece sınavlarda başarılı öğrenciler yetiştirmeyi hedefleyen bir sistem değildir.
Elbette çocukların matematik, fen, tarih, dil, teknoloji ve diğer alanlarda nitelikli bilgi ve beceriler kazanması gerekir.

 Ancak eğitimin hedefi bununla sınırlı kalmamalıdır.
Nitelikli eğitim;
Ezberden ziyade anlamayı,
sorgulamayı ve araştırmayı,
eleştirel ve özgür düşünmeyi,
problem çözme becerisini,
doğru ile yanlışı ayırt edebilmeyi,
dürüstlük ve adaleti,
merhamet ve sorumluluğu,
emanete riayeti,
saygı ve sevgiyi,
yardımlaşma ve dayanışmayı,
kul hakkına dikkat etmeyi,
çalışma disiplinini ve iş ahlakını,
üretme ve topluma faydalı olma duygusunu,
çevre bilincini,
dijital dünyada doğru ile yanlışı ayırt edebilme becerisini
bir bütün olarak ele almalıdır.......

Çocuğun bedenini, zihnini, ruhunu, duygularını ve sosyal ilişkilerini birlikte geliştirmeyi hedeflemelidir.
Onun yeteneklerini keşfetmesine, kendisini tanımasına, sorumluluk üstlenmesine ve toplum için faydalı bir birey hâline gelmesine yardımcı olmalıdır.

Eğitimin En Güçlü Unsuru: Örnek Olmaktır.
Güzel ahlak yalnızca anlatılarak kazandırılamaz.
Çocuğa “dürüst ol” demek önemlidir; fakat ondan daha önemlisi, çocuğun dürüstlüğü anne-babasında, öğretmeninde ve çevresindeki yetişkinlerde görmesidir.
“Adaletli ol” demek önemlidir; fakat çocuk adaletin nasıl yaşandığını görmüyorsa bu sözün etkisi sınırlı kalır.
“Merhametli ol” demek önemlidir; fakat çocuk büyüklerinin zayıfa, yoksula, yaşlıya veya farklı düşünene nasıl davrandığını görüyorsa asıl eğitimi oradan alır.
Bu nedenle eğitimde söz ile davranış arasındaki uyum son derece önemlidir.
 
Çünkü bilgi ahlaktan koparsa güç hâline gelir; güç ise insanlığın yararına da zararına da kullanılabilir.
Bilgi hikmetle birleşirse insanı olgunlaştırır.
Hikmet ahlakla birleşirse karakter meydana gelir.
Karakter güzel davranışlarla birleştiğinde ise iyi insan ortaya çıkar.

Bu bakımdan eğitimin temel sorusu yalnızca:
“Çocuğa ne öğrettik?”
olmamalıdır.
Asıl soru şudur:
“Öğrettiğimiz bilgiler çocuğu nasıl bir insana dönüştürdü?”
Eğer eğitim sistemi çok bilen fakat sorumluluk taşımayan; başarılı fakat merhametsiz; güçlü fakat adaletsiz; bilgili fakat insanlara faydasız bireyler yetiştiriyorsa emeklerimiz boşa gidiyor demektir.
Çünkü eğitimin nihai başarısı, sınav sonuçlarında değil; insanın karakterinde, ahlakında ve topluma kattığı değerde görülür.

Ve belki de bugün hepimizin yeniden sorması gereken en önemli soru şudur:

Çocuklarımıza dünyayı değiştirecek kadar bilgi mi veriyoruz, yoksa ellerindeki bilgiyi iyilik için kullanacak kadar ahlak ve sorumluluk da kazandırıyor muyuz?
 Evet,okullarımızın  açılacağı günler yaklaşırken     ""Eğitime Bakışımızı"" yeniden gözden geçirmeli   görünen ve bilinen noksanlarımızi en kısa zamanda gidermeliyiz. Bu vesileyle yeni eğitim öğretim yılının  hayırlara vesile olmasını dilerim

Yorumlar
En az 10, en fazla 1000 karakter
En az 2, en fazla 50 karakter
YZSY5
Güvenlik kodunu büyük-küçük harf duyarlılığı olmadan yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yazarlarımız ve Son Makaleleri