EYLEŞ HELE AZCIK SOHBET EDELİM.
Eskiden televizyon yoktu,
Hoş sohbetler vardı.
İnsanlar misafirliğe gidince,
Çok olsa radyoda haber açardı.
Cep telefonlarıda yoktu,
Sadece muhabbet vardı.
Gel gör ki O hoş muhabbetler,
Artık yok olup mazide kaldı.
Öyle güzeldi ki yok olan dün'ler,
Türkçe öz türkceydi yoktu aut'lar en'ler.
Komşu komşunun kardeşi gibiydi,
Olmazdı asla kavgalar kin'ler.
Gel gör ki O eski değerler,
Artık yok olup mazîde kaldı.
Ayıp sayılırdı olmazdı,
Malını mülkünü varını övmek.
Yatsınır'dı misafir yanında,
Açık saçık giysiler giymek.
Bal börek olurdu,
Kuru soğan tandırda ekmek.
Şimdi özlemi duyulan eski günler,
Artık yok olup mazide kaldı.
Biniti kara kaçan eşeği idi,
Gerek yoktu benzine mazota gaza.
İnsanlarda tamah hırs yoktu,
Şükredip müin olurdu kararda aza.
Haramdan uzak dururdu,
Yerdi ekmeğini batırıp tuz'a.
Şimdi lüks sofralar az geliyor,
O eski şükretmeler Artık mazide kaldı.
Çekirdek aile olarak,
Bir arada yaşanırdı eskiden.
Yaşlısına saygılıydı oğul uşak,
Memnundu ev reisi kızı ile gelinden.
Asla kem söz işitmezdi,
Hane halkının hiç birinden.
Şimdi Ahir zaman mekanı huzur evi oldu,
O eski itaat'ler mazîde kaldı.
Şimdi mumla aranır oldu,
Sevgi saygı edep Ar hâyâ.
Huzur denen nesne tükendi bitti,
Ne olur çıksak marsa merihe ay'a.
Hele şehirlerin durumuna bir bak,
Var mı yerde yürüyen yaya.
Eskideki sağlık sıhhat afiyet,
Artık yok oldu mazide kaldı.
Eskiden hacca gidenler,
Bir hafta sofra kurup davetler yapardı.
Davete gelmeyen olursa şayet,
Gidip mutlaka sebebini sorardı.
Geçmişte bir hatası kusuru olmuşsa,
Helalleşip sonra yola çıkardı.
Şimdi Beleş mezar arar olundu,
O hak hukuk gözetmek mazide kaldı.
Daha çoook şeyler var sitem edecek,
Saraylar atlar yatlar mezara mı gidecek.
Kaç insan kaldı birisi söylesin bana,
ALLAH tan korkarım haksızlık yapamam diyecek.
Şimdi makam mevki şan şöhret,
O Rabbine müin kulluk mazide kaldı.