İBRETLİK HİKÂYE
Sizin hayır bildikleriniz de şer. Şer bildikleriniz de hayır vardır
Soğuk bir kış sabahı sahilde bulunan küçük bir koydan bir balıkçı filosu denize açıldı. Öğleden sonra büyük bir fırtına koptu ve gece olduğundan balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönemedi.
Bütün gece boyunca eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer ellerini ovuşturup, kaybolan sevdiklerini kurtarması için Allah’a yakararak rüzgara açık kıyıda bir aşağı bir yukarı dolandılar.
Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın çıktı, erkekler olmadığı için yangını söndürüp kulübeyi kurtarmak mümkün olmadı.
Ancak gün ışıdığında, herkesin sevinçle gördüğü gibi balıkçı teknelerinin tümü de sağlam olarak limana döndü.
Fakat orada ümitsiz bir kişi vardı. Bu kişi yangında evi kül olan adamın eşiydi. Kocası karaya çıkarken kadın şöyle bağırıyordu:
“Aman Allah’ım, mahvolduk Evimiz, içindeki herşeyle birlikte yangında kül oldu.”
Adam ise, kadını şaşırtan şu sözleri haykırdı:
“O yangını verene şükürler olsun,
Yanan kulübemizin ışığı sayesinde bütün tekneler yolunu buldu ve sağ salim limana döndük.”
Şifâüssakâm kitabından: Birgün Şeyh Şibili (ks) Hazretleri, İmam-ı Ebubekir Ahmed İbni Mûsâ (rahimehullah)' ın yanına geldi. İmam Hazretleri ayağa kalkarak musafaha ettikten sonra onu iki kaşının arasından öptü. Ben taaccüp ettim, İmam hiç kimseye böyle ikramda bulunmamıştı ve buyurdular ki; "Ben rüyamda Peygamber Efendimizin (sas) de Şeyh Şibili' ye aynı şekilde davrandığını gördüm.
Sebebini sorduğumda Efendimiz, onun her namazdan sonra Tevbe Sûresinin sonu olan "Lekad cêeküm Rasûlüm min enfüsiküm azîzün aleyhi mâ anittüm harîsün aleyküm bil mü'minîne Raûfur Rahîm. Fein tevellev fe kul; Hasbiyallâhü lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül Arşil Azîm." ayetini okuduğunu ve ardından şu salavatı getirdiğini buyurdular."
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin mil es semâvâti vel arzı ve mil el arşil azîm.