MENÜ
Kategoriler

RAHMETE GÜLE GÜLE GİT AMA OLMADI KAPTAN! '

57 yaşına basmış, 58'e adım atmış bit insan olmakla kalmayıp, 7 yaşında başlayan çek, senet bunalımlı iş hayatını 20'sinde bırakıp, eline aldığı kalemle gazeteciliğe başlayan, 36 yıl boyunca yazarak kurtarmaya çalıştığı memleketi, havaalanı olmayan Ardahan'ı ülkenin en büyük metropolünün millet bahçesine çevrilen alanda, 'Havaalanı Olmayan Ardahan'ı Havaalanında Tanıttılar' dedirtip, o bir türlü yapılmayan havaalanını bu yolla bir kez daha gündeme taşımak için çıktığım yolun dönüşüne hazırlandığım ağır bir kış günü yolculuk yapmaya hazırlandığım bir sırada bilet bulmaktan zorlandığım Ardahan'ın Kura nehrinin sulak alanında olmasına karşın otogarındayım.. 


Demirtaş kadar oy alıp, Kız kulesini kıskanan Eyfel kulesi olan Paris'i aratmayan, sarı ışığın bana gösterdiği, yaşattığı, cumartesi yazıları yazdırdığı o muhteşem sokaklarını özlediğim Üsküdar'ında aralarında olduğu İstanbul'u iki kez alan, Demirtaş gibi cumhurbaşkanı adayı olmak isterken hapse atılan ve Demirtaş gibi hâlâ hapiste olan Ekrem İmamoğlu'nun, 'büyük maddi ve manevi desteği ile yapıldı' diye bildiğimiz ama projesinin içinde olanlar olmadan, beton tutmayan kış günlerinde alelacele yapılan otogarda bilet ararken dostum Berkant Ezer'in katkısıyla bulduğum biletin keyfiyle ısmarlanan sabah çayımı yudumlarken yine bir kış günü yaptırdığı otogarın açılışına gelen İmamoğlu'nu düşünüyordum.. 


Ve, 'O kadar para yolladık, yapılan bu mu, bana gösterilen projenin yarısı bile değil?' diye türkücünün de olduğu çevresindekilere soru soran sertçe bakan gözlerle bakarak üstü kapalı 'Ne oldu? O kadar para ile bu kadar mı?' dercesine dert yandığını da hatırlarken yolculuk yapacağım otobüsün kaptanıyla karşılaşıyordum.. 


Ve bir elinde torunu ile konuştuğu telefonu kulağından ayırmadan diğer eliyle çoktandır görüşemediği bir kardeşini görmüş, soy adını hak eden bir şirinlikle bana uzatırken his ettiğim o güzel yüreğinin sıcaklığıyla  birlikte Bin 500 kilo metrelik yola çıkarken o uzun yol boyunca hiç sönmemiş, tam tersi rahmetli babalarımızın o dostluklarını adeta sollayan yeni bir dostluk başlamıştı. . 
O uzun denen ama yapılan sohbetlerle dostlukların yeşerdiği o uzun yol boyunca babalarımızın hem ailelerinin ekmeği, hem de memleket için verdikleri olağanüstü çabalarını bazen üzülerek, bazen gülümseyerek birbirimize anlatıp, bitirirken bir dahaki görüşmemizde mutlaka ya babalarımızın mezarlarının da olduğu Ardahan'da ya da İstanbul'da güzel bir alanda olması için sözleşiyorduk..  


Ve, hâlâ yayında olan gazeteci İsmail Kahraman abinin gazetesinde uzun yıllar yazı yazdığım, Ardahan gibi İL olmak isteyen olurken de benim de bir süre bir mahallesinde ev tutup, kaldığım, sonrasında yaşanan ayılılarla yaşadıklarımı özlediğim yerlerden biri olan, dolaşarak yerel gazeteyi dağıttığım ve Muğla Bodrum gibi Marmara'nın turistik kent olması gerekirken Ardahan'daki şehirleşmeyi ve Çin mahallesine dönen küçük sanayi sitesini aratmayan denen derme , çatma hatta gecekondu sanayi fabrikaların arasında kalmış, denizi olmasına rağmen Çıldır ve Aktaş Gölleri gibi bir sahili olmayan Darıca'yı kendisine ilçe yapmayı düşünen Gebze'ye geldiğimizi fark edip, inerken, o direksiyonda hiç bitmeyecek denen ama bir anda biteğini hiç düşünmediğimiz yoluna devam ediyordu... 


Ama, onca sevdiklerimizin beklenmedik bir anda bizi terk ettiği şu vefasız dünya yolunda bir daha buluşamayacağımızı hiç düşünmeden 'Allaha ısmarladık' derken yeniden buluşmak sözleşmesine, samimi bir ses tonlu sözlerimizle bir kez daha imza atıyorduk.. 
Ve onca uzun yola rağmen yorgunluk hissetmediğim dostun kullandığı otobüsün durduğu Kocaeli Gebze'de inerken, O bir ömür tükettiği yola doğru korna çalarak yöneliyor, bende ben ise hüzünlü halimle el sallayarak Ardahan'da gelecek denen treni bana bir kez daha hatırlatan Marmaray'a biniyordum..  


Kısacası aynı mahallede büyümüş olan o iki küçük çocuğun bir hayli ilerlemiş olan yaşlarının meyveleri olan torunların sahibi, saç, sakaları ağarmış dede olmuş, zor bir doğanının özelliklerini kemiklerimize şırınga ederek hediye ettiği hayatın yorgunluğunun verdiği hüznünün bir hayli ağır bastığı hislerin duygusu içinde düğünde, cenazede bir araya gelmiş, siyasi hayatta el ele vermiş, babaları dost olan iki kardeş olarak bir daha buluşmamak üzere olduğumuzu bilmeden, ben geldiğim ve nerede sonuçlanacağını bilmediğim yoluma, o siyasetten değil,  insanı bir samimiyetle, 'durmak yok yola devam..' diyerek bir daha buluşamayacağımızı bilmeden ayrılışmıştık.. 
Ve bugün de kalkıp, saç sakalları dağınık halde başına geçtiğim bilgisayarımı açıp, ekranına bakarken önüme düşen Ardahanlı Şirinler kasabı sahiplerinden yolcu otobüsü kaptanı İsmet Şirin'in fotoğrafını görüyor, altında ki notta bize veda ettiğini anlatan satırlarını okuyordum... 


'Olmadı be kaptan' dedirten bakışla uzun, uzun baktığımda İsmet Kaptan'ın elinde ki o cigarasıyla bana bakarken o hepimizin gide, gele bir türlü bitirmediği yolda, geçirdiği kalp krizi sonucu veda ettiğine inanmak istemeyip, hüzünlü bir ses tonu ile telefonla aradıklarımdan İsmet Kaptan'ın da beklenmedik bir anda çekip gidenler gibi bizi bırakıp, gittiğini üzülerek öğreniyordum..


Ve bizimde her an çekip, gideceğimiz bu dünyayı terk ettiğini ve bitlikte gitmek için sözleşmiş olduğumuz Ardahan'a, şu günlerde otların bir hayli sardığı, biçilip, bakılmadığı için bakımsızlıklarından şikayetçi olunan mezarlıklardan birine defin için hazırlıklara başlandığını da..


Ve ardından, 'Hangi mezarlık?' diye sorduğumda ise; Onca arsayı satıp ne ettiği sorulan belediyece mezarlıkların bile satılmak istediği Ardahan'ın mezarlıklarından bir olan Yeni mahalle mezarlığına doğru yol aldığını üzülerek öğrenip, şok içinde, 'Rahmetle, güle, güle git kaptan..' sabahım ilk satırlılarımı, o kara haberi veren Berkant Ezer dostun sanal paylaşımının altına not düşüp, ağlamamak için kendimi zor tutuyordum..


Ve dönüp, birazda kendisine kızarak, 'Bu yalan denen dünyada olmadıysa da, gerçek diye umut verilen o dünyada, en güzel yerde, birlikte yol adlığımız o güzel anıları anlattığımız gibi güzel bir alanda, senden ve benden önce oraya geden sevdiklerimizin de olmaları için dua ettiğimiz cennete buluşmak üzere İsmet kaptan.. Rahmetle, güle güle git..' diyor, bir taraftan gelen kara haberlerle, diğer yandan çalan düğün kornaları eşliğinde süre giden şu yalan dünyanın bir pazar günün yazısını zor, bela bitiriyordum..

İlk yorumu sen yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan www.beyazbelge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!